<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5254526570943924571</id><updated>2011-12-27T12:44:57.867-08:00</updated><category term='Çanakkale'/><category term='İncil'/><category term='Yecüc'/><category term='üs'/><category term='Kur&apos;an'/><category term='Ergenekon'/><category term='Atatürk'/><category term='Oğuz Destanı'/><category term='Kabil'/><category term='Mete Han'/><category term='Mustafa Kemal Atatürk'/><category term='Yafet'/><category term='Trabzon'/><category term='Ham'/><category term='Sodom'/><category term='rakı'/><category term='Ortadoğu'/><category term='Bedir'/><category term='Hendek'/><category term='Nil'/><category term='Uhud'/><category term='Hz. İbrahim'/><category term='Oğuz Kağan'/><category term='Tevrat'/><category term='Hz. Muhammed'/><category term='NATO'/><category term='Kürdistan'/><category term='Bizans'/><category term='Lut'/><category term='Dumlupınar'/><category term='Fırat'/><category term='Mecüc'/><category term='İzmir'/><category term='BOP'/><category term='Habil'/><category term='Sam'/><category term='Yasef'/><category term='Türk'/><category term='Ahmet Hüseyin Damarlı'/><category term='İsrail oğulları'/><category term='Nuh'/><category term='Trablusgarp'/><title type='text'>Karalama defteri</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://damarl.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://damarl.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Ahmet Hüseyin DAMARLI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10386909834815109891</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_Co9y2BFKUGk/STZL50d7aGI/AAAAAAAAAAM/IIjDHhAxysk/S220/48286_1.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>8</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5254526570943924571.post-2612778194330734468</id><published>2009-10-03T17:30:00.000-07:00</published><updated>2009-10-21T17:16:29.493-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rakı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oğuz Destanı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oğuz Kağan'/><title type='text'>İçki İçmek Araplara Yasaklanmıştır.</title><content type='html'>Şeriatla yönetilen bütün İslam ülkelerinde içki içmek suçtur ve içenler cezalandırılırlar. Oysa ki Kur’an da böyle bir hüküm yoktur. Kaynağını Kur’an dan aldıklarını şöyledikleri şeriat hükümlerinin hemen hemen tamamı cahiliye döneminden kalma kendi koydukları kurallardır.&lt;br /&gt;Kur’anda içki içmekle ilgili 5 ayet vardır. Bunlardan birinde içkinin faydalı olduğu yazmaktadır. Bir diğerinde faydaları olduğu gibi günahlarının da olduğu yazmaktadır. Bakara suresinin suresinin 219. ayetinin tefsirini yapmaya çalışalım: Bu ayette belirtilen mesaj çok açıktır. Kendisini bilen ve içtikten sonra çevresine zarar vermeyenler için kararında, kendini bilecek kadar içtikten sonra stres ve yorgunluk atmak için faydalıdır. Bazı doktorlar özellikle kansızlık hastalığı gibi, damar tıkanıklığı gibi hastalıklarda hastalarına kırmızı şarap tavsiye etmektedirler. Böbreklerinde sorun olanlara da bira tavsiye edilmektedir. Ancak çoluk çocuğunun rızkını içkiye verip ailesini perişan eden sarhoş olduktan sonra da yakın çevresine zarar veren kişilere içki içmek haramdır. Yani büyük günahlardandır.&lt;br /&gt;Kur’an’da içkiyle ilgili 5 ayet vardır. Önce bu ayetleri tek tek okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;67 - Hurmalıkların meyvalarından, üzümlerden de sarhoş edici bir içecek ve güzel bir rızık elde edersiniz. İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır.&lt;br /&gt;Kur’an / Nahl&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;219 - Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar. De ki: "Bu ikisinde büyük bir günah vardır; insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin." Allah, ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.&lt;br /&gt;Kur’an / Bakara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43 - Ey iman edenler! Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -yolculuk halinde olmanız müstesna- boy abdesti alıncaya kadar namaza/duaya yaklaşmayın. Eğer hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, bütün bu durumlarda su da bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yani yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah Afüvv'dür, günahları affeder, Gafûr'dur, hataları bağışlar.&lt;br /&gt;Kur’an / Nisa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90 - Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.&lt;br /&gt;91 - Şeytan; uyuşturucu ve kumara sokularak aranıza düşmanlık ve şiddetli nefret yerleştirip sizi Allah'ı anmaktan, namazdan/duadan geri çevirmek ister. Artık son veriyorsunuz değil mi?&lt;br /&gt;Kur’an / Maide&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ele aldığımız ilk ayette hurma ve üzümün meyvelerinden güzel içecekler ve sarhoşluk verici içkiler elde edersiniz denmektedir. Ayetin devamında da aklını işleten yani aklını kullanmasını bilen topluluklar için mucize olduğu söylenmektedir. Bu ayetten anlaşılan ilk şey hurma ve üzüm gibi meyvelerden elde ettiğimiz pekmez gibi sirke gibi ve buna benzer içecekler ve yemeklerimizde kullandığımız maddeler elde ettiğimizdir. Ayetin devamında ise sarhoşluk verici içkiler de elde etmekte olduğumuzdur. Hurma, üzüm hatta birçok meyve mutasyona uğradığı zaman sarhoşluk veren içkiye dönüşmektedir. Tanrı da bunları elde edebilirsiniz ve bu aklını kullanan topluluklar için bir mucizedir ifadesini kullanmaktadır. Mucize ise hurma ve üzüm gibi meyveleri yediğimiz zaman sarhoş olmamamız ama onların mutasyona uğramaları sonucu sarhoşluk veren içkilere dönüşmesidir. Bu olayın kimyasal boyutudur.&lt;br /&gt;Şimdi ikinci ayeti ele alalım: Bu ayette Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar. “ diye bir başlangıç vardır. Şarap hepimizin bildiği gibi insanı sarhoş eden çok içildiğinde de aklı gideren ve baş ağrısına neden olan bir içkidir. Kumarsa Arapların meysir dedikleri ve o zamanki Arap topluluğunun kendi aralarında oynadıkları bir tür kumardır. Bu ikisinde büyük günahlar olduğu ancak bazı faydalar da olduğu belirtilmektedir. İşin en ilginç ve tamamlayıcı yanı ise ayetin devamında gizlidir. Her şeyde olduğu gibi içki, kumar vs. mal mülk edinmekte de zararlar olduğu ve kendi ihtiyacı ve ailesinin ihtiyacı dışındakileri dağıtmaları emredilmektedir. Bu ayeti şöyle toparlayabilirz. İçkinin fazlası, kumara düşkünlük nasıl zararlı şeylerse çok kazanılan malın da insanlara sarhoşluk veren bir tarafı bulunmaktadır. İşte bu yüzden ihtiyaçtan fazla kazancın ihtiyaç sahiplerine dağıtılması gerekmektedir.&lt;br /&gt;Üçüncü ayette ise sarhoşken namaza yaklaşılmaması emredilmektedir ki, bu da gayet mantıklıdır. Sarhoş bir insan hareketlerini ve sarfettiği sözleri kontrol edemez ve istemeden yanlış hareketler yapıp telafisi zor sözler sarfedebilir. Namaz da Allah’ın huzuruna çıkıp ona karşı ibadetini yerine getirme yükümlülüğü olduğuna göre, elbette insana karşı dahi yanlış davranışlar sergileyip yanlış söz sarfeden sarhoş birinin Yaratıcısına karşı bu olumsuzlukları sergilemesi hoş karşılanmaz. İşte bu yüzden sarhoş iken namaza durulması yani Allah’ın huzuruna çıkılması bu ayetle yasaklanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90 - Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.&lt;br /&gt;91 - Şeytan; uyuşturucu ve kumara sokularak aranıza düşmanlık ve şiddetli nefret yerleştirip sizi Allah'ı anmaktan, namazdan/duadan geri çevirmek ister. Artık son veriyorsunuz değil mi?&lt;br /&gt;Kur’an / Maide&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maide suresinin 90 ve 91. ayetleriyle; putlara tapmak, fal ve kumarla birlikte içki de yasaklanmıştır. Fal kelimesi Kur’an’da sadece bu iki ayette geçmektedir falcılık ise bir tek ayette geçmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;91. -.Onlar ki Kur'an'ı parça parça/bölük bölük/falcılık aracı yaptılar.&lt;br /&gt;Kur’an/Hicr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumar da bu iki ayet dışında sadece bir ayette geçmektedir o da yukarıda verdiğimiz Bakara suresini 219. ayetinde. İçki ve şarap da yukarıda verdiğimiz ayetler dışında şu ayetlerde geçmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18.-.Sürahiler, ibrikler ve öz kaynağından içkilerle doldurulmuş kadehler eşliğinde.&lt;br /&gt;Kur’an/Vakıa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21.-.Üzerlerinde yeşil-ince ipeklerle, sırmalı, kalın ipeklerden giysiler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Ve Rableri onlara tertemiz bir içki ikram etmiştir.&lt;br /&gt;Kur’an/İnsan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15.-.Sakınanlara vaat olunan cennetin durumu şöyledir: Orada, bozulmayan sudan ırmaklar; tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet sunan bir şaraptan nehirler, süzme bir baldan oluşan nehirler var. Ve orada kendileri için her türlü meyvenin yanında, Rablerinden bir de bağışlanma var. Bu nimetler içindekiyle, uzun süre ateşte kalıp da içirildiği sıcak su tarafından bağırsakları parçalanan kimse aynı olur mu?&lt;br /&gt;Kur’an/Muhammed&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Putlara tapınmak ise birçok ayette geçmektedir. Maide suresinin 90 ve 91. ayetinde yasaklanan şeylerden sadece putlara tapmak birçok ayette yasaklanırken diğerleri sadece bir ayette ele alınmıştır. Şimdi bunun ne anlama geldiğini açıklamaya çalışalım: Putlara tapmak diğer kutsal kitaplarda da yasaklanmıştır. Musaya inen 10 emirden biri de “Kendi elinle yaptığın putlara tapmayacaksın”dır. Şarap ya da genel anlamıyla içkiyi ise başta Hz. İsa dahil olmak üzere bir çok peygamberin içtiğine tanık oluyoruz. Peki bu ne anlama geliyor. Bunu da araştıralım:&lt;br /&gt;Öncelikle döneminin önde gelen ilim adamlarından biri olan hatta günümüzde Paskal üçgeni olarak bilinen teorinin ilk kuramcısı Ömer Hayyam’ın dörtlüklerinden birkaç tane okuyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı cennette şarap içeceksin" der; Aynı tanrı nasıl şarabı haram eder? Hamza bir Arab'ın devesini öldürmüş: Şarabı yalnız ona haram etmiş peygamber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden Muhammet Mustafa' ya saygı ve selam: Deyin ki, hoş görünürse, bir şey soracak Hayyam: Neden Yüce Efendimizin buyruklarında Ekşi ayran helal da güzelim şarap haram?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden Hayyam' a selam söyleyin demiş peygamber; Sözlerimi yanlış anlamışsa çiylik eder: Ben şarabı herkese haram etmiş değilim ki Hamlara haramdır, doğru, ama olgunlar içer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam? Ben haramı helalı karıştırmam: Seninle içilen şarap helaldir, Sensiz içtiğimiz su bile haram.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömer Hayam bu dörtlüklerinde şarabın haram olmadığına vurgu yapmaktadır. Üstelik haklı olarak sormaktadır da, iman sahibi olanlara vaadedilen cennette şarap içilecekse bu içki dünya hayatında niçin haram olsun. Bunu da diğer dizelerinde kendisi açıklamıştır zaten. Hayyam’ın dizelerine de yansıyan içkinin haram olup olmadığına nasıl karar vereceğiz. Gerçi içkinin kime Haram kılındığını Ömer Hayyam dizelerinde ele almıştır ama biz de bu konuya dair birkaç açıklamada bulunalım ki, kimsenin aklında en ufak bir şüphe kalmasın. Yukardaki ayetlerden ilkinde hurma ve üzümün meyvelerinden içecek ve içki temin edebileceğimiz ve bunda aklını kullananlar için büyük bir mucize olduğu belirtilmektedir. Yani içecek ve içki elde etmenin haram ya da günah olduğu bu surede belirtilmez. Kur’an’da içkiyle ilgili sadece bu ayet olsa kimse onun haram olup olmadığını tartışmaz zaten.&lt;br /&gt;Bakara suresini 219. ayetinde ise şarapla birlikte kumar da ele alınmış ve bu ikisinde büyük günahlar olduğu gibi bazı faydaların da olduğu belirtilmiştir. Kur’anda az önce okuduğumuz ayetle birlikte sadece bu ayet olsa yine içkinin haram olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü Rabbimiz bunlarda bazı faydalar olduğunu da belirtmektedir. Dolayısıyla günahı olduğu gibi faydası da olan bir şey haram kılınmaz. Büyük günahlardan da sayılmaz. Örneğin: Taştan yapılan putlara tapmanızda büyük günahlar vardır ama bakırdan yaptığınız putlarda bazı faydalar vardır gibi bir ifade ne kadar anlamsız olurdu. Sonuçta her ikisi de puttur ve onlara tapınmak büyük günahlardandır. Aklını kullanbilen insan bu ayetteki anlamı zaten anlar. Her şeyin fazlası ne kadar zararlıysa içkinin de fazlası zararlıdır. Dolayısıyla kararında içilmeyan içki o kişiye ve çevresine zarar verdiği için günahtır. Sağlık için içilen az miktardaki içkinin ise faydası vardır.&lt;br /&gt;Nahl suresinin 67. ayetinde sorhoşken namaza yaklaşılamaması yani namaz kılınmaması emredilmektedir. Çünkü sarhoş insan içkiliyken ne dediğinin ve neyaptığının tam olarak farkında değildir. Dolayısıyla Allah’ın huzuruna çıktığı namazda ne söylediğini ve na yaptığının farkında olması gerekmektedir ki, ne söylediğinin ve yaptığının farkında olsun. Diğer ayetlerle birlikte bu ayet sadece Kur’an’da olsa yine içkinin tamamen yasak olduğu söylenemez.&lt;br /&gt;Ama Maide suresini 90 ve 91. ayetlerinde içkiyle birlikte bir çok şey yasaklanmaktadır ve bütün sorun bu ayetlerdedir. Daha doğrusu buna sorun değil de Kur’an’da bu konuda çelişki var demek daha akılcı olur. Ancak Allah indirdiği kitapta en ufak bir çelişkinin olmadığını özellikle vurgulamıştır.&lt;br /&gt;Ama Maide suresinin 90 ve 91. ayetleri az önce ale aldığımız ayetlerle çelişmektedir. Bu duruma bazı din adamları şöyle açıklık getirmektedir. Bir ayet diğer bir ayetle neshedilebilir. Yani o ayetten sonra inen ayet diğer ayeti ortadan kaldırır ve sorun da ortadan kalkar. Bu açıklama ne derece akılcı bir yaklaşımdır bunu akıl sahiplerine soruyoruz. Bu şöyle bir anlam ifade etmektedir: Allah bir süre sonra hatasını gördü ve önceleri günah saymadığı şeylerin daha sonra günah olduğuna karar verdi. Böyle saçmalık olmaz elbette. Her şeyi bilen ve mükemmel bir şekilde yaratan Allah’ın hata yapmış olması düşünülemez bile. Bu yaklaşım Yahudi yaklaşımıdır ve bu yaklaşımlarını da Tevrat’ı tahrif ederek gerçekleştirmekten çekinmemişlerdir. Öyleyse ilk üç ayetle bu iki ayet nasıl açıklanabilir? Bu sorunun cevabını yine Kur’an’da buluyoruz. Aşağıdaki ayeti dikkatli bir şekilde okuyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;146- Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.&lt;br /&gt;Kur’an/En’am&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca aşağıdaki ayeti de dikkatlice okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;93- Tevrat indirilmeden önce, İsrail (Yakub)in kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğrulardan iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun".&lt;br /&gt;Kur’an / A’li İmran&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En’am suresinin 146. ayeti bu olayı açıklığa kavuşturmaktadır. A’li İmran suresindeki ayetle de herşey açıklanmaktadır. Demek ki Allah bazı topluluklara yasaklama getirmektedir. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini yasaklayan Allah, Araplara da içkinin her türlüsünü yasaklayabilir. İçkiyi fazla kaçırıp sarhoş olan ve onun verdiği cesaretle kendini diğer uluslardan üstün gören Araplara da Yaratan, elçisi vasıtasıyla içki içmeyi yasaklamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim ve teknoloji alanında en üst düzeye gelmiş olan Eski Mısırlılar piramitlerin yapımında çalışan işçilere her akşam bira içirirlerdi. Bunun sebebi işçilerin yorgunluklarını atmalarını sağlamak ve rahat ve derin bir uyku uyumalarını sağlamaktır. Böylece ertesi gün dinç ve dinlenmiş bir vücutla uyanmış olan işçiler o gün daha verimli çalışacaklardır. İşte günümüzden binlerce yıl önceki uygarlık olan eski Mısır bu yöntemle piramitleri yapmayı başarmışlardır.&lt;br /&gt;Konumuza devam edelim. İçki özellikle depresyon geçiren insanlar tarafından daha fazla tüketilmektedir. Çünkü kısa vadede içki antidepresan özellik taşır. Hatta manik depresyon ya da bipolar (iki uçlu duygu durumu) bozukluk denilen depresyon türünde kişi ister manik ister depresif durumda olsun, her iki durumda da içki içmek zorunda hisseder kendisini. Manik depresif olan kişi depresyon halindeyken iç sıkıntısını gidermek için içkiye başvurur. Manik durumdayken ise içki bu kişiye büyük bir enerji vermektedir.&lt;br /&gt;İçki içerek ilham ve enerji alan kişilere üç örnek verelim: Ömer Hayam, Fatih Sultan Mehmet, Mustafa Kemal Atatürk. Şeriat hükümleriyle yönetilen Osmanlı Devletinin Padişahı olan Fatih hemen hemen her akşam şarap içerdi. O müthiş enerjisini ve zekasını şaraba borçlu idi. Fakat günümüzde irtica çevreleri tarafından bu reddedilmektedir. Fatih’in iyi bir Müslüman olduğu ve kesinlikle içki içmediği kanıtlanmak istenmektedir. Tıpkı Ömer Hayyam gibi şarabın övüldüğü dizeler yazan Fatih, çıkarlarına uygun görmedikleri için içki içmezdi diye nitelendirilmektedir. Bu şiirlerinden bir örnek verelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakiya mey sun ki bir gün lalezar elden gider Erişir fasl-ı hazan bağ-u bahar elden gider. Her nice Zühd-ü salaha mail olur hatırım Gördüğümce ol nigarı ihtiyar elden gider. Şöyle hak oldum ki, ah etmeye havf eyler gönül Lacerem bad-ı saba ile gubar elden gider. Gırre olma dilbera hüsnü cemale kıl vefa Baki kalmaz kimseye nakşünigar elden gider. Yar içün ağyar ile merdane ceng etsem gerek İt gibi murdar rakib ölmezse yar elden gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avni (Fatih Sultan Mehmet)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk de hepimizin bildiği gibi rakı sofralarıyla ünlüdür. Hemen hemen her akşam rakı sofrası kurup yakın çevresiyle ülke meseleleri hakkında sohbet ederdi. Hatta bir gün onun bu davranışını eleştiren yakın silah arkadaşı ve Başbakan olan İsmet İnönü’yü görevden almakta hiç tereddüt etmemiştir.&lt;br /&gt;İsa Peygamber de her akşam havarileriyle birlikte oturduğu sofrasında şarabı eksik etmezdi. Meşhur son akşam yemeğine kadar her akşam şarap içmiştir. Çünkü buna ihtiyacı vardır. Kendisi Yahya Peygamber gibi içki içmeyen birisi olarak yaratılmamıştır. İncil / Luka Bab 1 / 15&lt;br /&gt;Evet manik atak durumundaki insanın enerji kaynağının içkide olduğunu birkaç örnek ile sıralamaya çalıştık. Manik atak durumun uzun süreli döneminden sonra yani çok hızlı hareket etmek, çok az yemek yemek, hızlı düşünmek, az uyumak gibi tam karşıtı olan depresyon durumuna bir göz atalım.&lt;br /&gt;İkinci Adem olarak değerlendirilen Nuh Peygamber’in tufan olayından sonraki ilk yaptığı işe bir göz atalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAP:9 20 Nuh çiftçiydi, ilk bağı o dikti. 21 Şarap içip sarhoş oldu, çadırının içinde çırılçıplak uzandı. Tevrat/Tekvin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay açıkça göstermektedir ki, Nuh Peygamber ilk olarak ne ekmek elde etmek için buğday ekmiştir. Ne de meyve, sebze yetiştirmek için bahçe veye tarla hazırlamıştır. En çok ihtiyaç duyduğu şarabı elde etmek için üzüm bağı dikmiştir. İlk ürününden de şarap elde etmiştir. Yukarda ele aldığımız ayetlerden sonra yazılanlar Yahudi yazıcılar tarafından yazılmış insan sözleridir. Bu konu hakkında Kutsal Kitaplar Arasındaki İlişkiler ve Çelişkiler adlı kitabımızda çarpıcı açıklamalar yaptık dileyen bu kitabımıza başvurabilir.&lt;br /&gt;Şimdi geçelim bir başka konuya; Lut Peygamber elçilerin uyarılarına kulak asmayan kavminin helakından sonra iki kızı ile birlikte yaşamını sürdürmüştür. Karısı kavminin arasında kalanlardan olmuştur. Yani o da helak edilenlerin arasındadır. Tıpkı Nuh’un karısı gibi oğlu gibi. Lut Peygamber yaşadığı bu yoğun tempolu olaylardan sonra bir kenara çekilmiştir. Ağır bir depresyon dönemi geçirmiştir. Tıpkı Nuh Peygamber gibi onun da ihtiyaç duyduğu tek şey şaraptı. Bu olaylar Tevrat metinlerine tıpkı Nuh olayında olduğu gibi tahrif edilerek yazılmıştır. Bu konu hakkında da Kutsal Kitaplar Arasındaki İlişkiler ve Çelişkiler adıyla yayınlattığımız kitabımızda da geniş açıklamalarda bulunduk.&lt;br /&gt;Şimdi gelelim bir başka olaya; Davut Peygamber olayına. Davut Peygamber Samuel’den sonra ikinci İsrail kralı ve Allah’ın Peygamberidir. Onu Hz. Süleyman ve Hz. Muhammed izlemiştir. Onlardan önce Yusuf Peygamber Mısır’da sadrazamlık yapmış peygamberlerdendir. Allah’ın verdiği bu gücü kudreti kötüye kullanan Davut Peygamber çok büyük bir cezaya çarptırılmıştır. Bu cezanın psikolojideki adı depresyondur. Bu cezalandırılmaya neden olan olayın öyküsünü Tevrat metinlerinden okuyalım:&lt;br /&gt;Davut peygamberin 99 karısı olduğu ve bunlarla yetinmeyip kendi subayının karısına da göz diktiği hatta bu kadını elde etmek için kadının kocasının öldürülmesine çanak tuttuğu da anlatılır. Bu olay ile ilgili olarak önce Tevrat’a baş vuralım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜM 11&lt;br /&gt;2 Bir akşamüstü Davut yatağından kalktı, sarayın damına çıkıp gezinmeye başladı. Damdan yıkanan bir kadın gördü. Kadın çok güzeldi.&lt;br /&gt;3 Davut onun kim olduğunu öğrenmek için birini gönderdi. Adam, “Kadın Eliam`ın kızı Hititli* Uriya`nın karısı Bat-Şeva`dır” dedi.&lt;br /&gt;4 Davut kadını getirmeleri için ulaklar gönderdi. Kadın Davut`un yanına geldi. Davut aybaşı kirliliğinden yeni arınmış olan kadınla yattı. Sonra kadın evine döndü.&lt;br /&gt;5 Gebe kalan kadın Davut`a, “Gebe kaldım” diye haber gönderdi.&lt;br /&gt;6 Bunun üzerine Davut Hititli Uriya`yı kendisine göndermesi için Yoav`a haber yolladı. Yoav da Uriya`yı Davut`a gönderdi.&lt;br /&gt;7 Uriya yanına varınca, Davut Yoav`ın, ordunun ve savaşın durumunu sordu.&lt;br /&gt;8 Sonra Uriya`ya, “Evine git, rahatına bak” dedi. Uriya saraydan çıkınca, kral ardından bir armağan gönderdi.&lt;br /&gt;9 Ne var ki, Uriya evine gitmedi, efendisinin bütün adamlarıyla birlikte sarayın kapısında uyudu.&lt;br /&gt;10 Davut Uriya`nın evine gitmediğini öğrenince, ona, “Yolculuktan geldin. Neden evine gitmedin?” diye sordu.&lt;br /&gt;11 Uriya, “Sandık da, İsrailliler`le Yahudalılar da çardaklarda kalıyor” diye karşılık verdi, “Komutanım Yoav`la efendimin adamları kırlarda konaklıyor. Bu durumda nasıl olur da ben yiyip içmek, karımla yatmak için evime giderim? Yaşamın hakkı için, böyle bir şeyi kesinlikle yapmayacağım.”&lt;br /&gt;12 Bunun üzerine Davut, “Bugün de burada kal, yarın seni göndereceğim” dedi. Uriya o gün de, ertesi gün de Yeruşalim`de kaldı.&lt;br /&gt;13 Davut Uriya`yı çağırdı. Onu sarhoş edene dek yedirip içirdi. Akşam olunca Uriya efendisinin adamlarıyla birlikte uyumak üzere yattığı yere gitti. Yine evine gitmedi.&lt;br /&gt;14 Sabahleyin Davut Yoav`a bir mektup yazıp Uriya aracılığıyla gönderdi.&lt;br /&gt;15 Mektupta şöyle yazdı: “Uriya`yı savaşın en şiddetli olduğu cepheye yerleştir ve yanından çekil ki, vurulup ölsün.”&lt;br /&gt;16 Böylece Yoav kenti kuşatırken Uriya`yı yiğit adamların bulunduğunu bildiği yere yerleştirdi.&lt;br /&gt;17 Kent halkı çıkıp Yoav`ın askerleriyle savaştı. Davut`un askerlerinden ölenler oldu. Hititli Uriya da ölenler arasındaydı.&lt;br /&gt;18 Yoav savaşla ilgili ayrıntılı haberleri Davut`a iletmek üzere bir ulak gönderdi.&lt;br /&gt;19 Ulağı şöyle uyardı: “Sen savaşla ilgili ayrıntılı haberleri krala iletmeyi bitirdikten sonra,&lt;br /&gt;20 kral öfkelenip sana şunu sorabilir: `Onlarla savaşmak için kente neden o kadar çok yaklaştınız? Surdan ok atacaklarını bilmiyor muydunuz?&lt;br /&gt;21 Yerubbeşet*ff* oğlu Avimelek`i kim öldürdü? Teves`te surun üstünden bir kadın üzerine bir değirmen üst taşını atıp onu öldürmedi mi? Öyleyse niçin sura o kadar çok yaklaştınız? O zaman, `Kulun Hititli Uriya da öldü dersin.”&lt;br /&gt;22 Ulak yola koyuldu. Davut`un yanına varınca, Yoav`ın kendisine söylediklerinin tümünü ona iletti.&lt;br /&gt;23 Adamlar bizden üstün çıktılar dedi, “Kentten çıkıp bizimle kırda savaştılar. Ama onları kent kapısına kadar geri püskürttük.&lt;br /&gt;24 Bunun üzerine okçular adamlarına surdan ok attılar. Kralın adamlarından bazıları öldü; kulun Hititli Uriya da öldü.”&lt;br /&gt;25 Davut ulağa şöyle dedi: “Yoav`a de ki, `Bu olay seni üzmesin! Savaşta kimin öleceği belli olmaz. Kente karşı saldırınızı güçlendirin ve kenti yerle bir edin! Bu sözlerle onu yüreklendir.”&lt;br /&gt;26 Uriya`nın karısı, kocasının öldüğünü duyunca, onun için yas tuttu.&lt;br /&gt;27 Yas süresi geçince, Davut onu sarayına getirtti. Kadın Davut`un karısı oldu ve ona bir oğul doğurdu. Ancak, Davut`un bu yaptığı RAB`bin hoşuna gitmedi.&lt;br /&gt;BÖLÜM 12&lt;br /&gt;1 RAB Natan`ı Davut`a gönderdi. Natan Davut`un yanına gelince ona, “Bir kentte biri zengin, öbürü yoksul iki adam vardı” dedi,&lt;br /&gt;2 Zengin adamın birçok koyunu, sığırı vardı.&lt;br /&gt;3 Ama yoksul adamın satın alıp beslediği küçük bir dişi kuzudan başka bir hayvanı yoktu. Kuzu adamın yanında, çocuklarıyla birlikte büyüdü. Adamın yemeğinden yer, tasından içer, koynunda uyurdu. Yoksulun kızı gibiydi.&lt;br /&gt;4 Derken, zengin adama bir yolcu uğradı. Adam gelen konuğa yemek hazırlamak için kendi koyunlarından, sığırlarından birini almaya kıyamadığından yoksulun kuzusunu alıp yolcuya yemek hazırladı.”&lt;br /&gt;5 Zengin adama çok öfkelenen Davut Natan`a, “Yaşayan RAB`bin adıyla derim ki, bunu yapan ölümü hak etmiştir!” dedi,&lt;br /&gt;6 Bunu yaptığı ve acımadığı için kuzuya karşılık dört katını ödemeli.&lt;br /&gt;7 Bunun üzerine Natan Davut`a, “O adam sensin!” dedi, “İsrail`in Tanrısı RAB diyor ki, `Ben seni İsrail`e kral olarak meshettim* ve Saul`un elinden kurtardım.&lt;br /&gt;8 Sana efendinin evini verdim, karılarını da koynuna verdim. İsrail ve Yahuda halkını da sana verdim. Bu az gelseydi, sana daha neler neler verirdim!&lt;br /&gt;9 Öyleyse neden RAB`bin gözünde kötü olanı yaparak, onun sözünü küçümsedin? Hititli* Uriya`yı kılıçla öldürdün, Ammonlular`ın kılıcıyla canına kıydın. Karısını da kendine eş olarak aldın.&lt;br /&gt;10 Bundan böyle, kılıç senin soyundan sonsuza dek eksik olmayacak. Çünkü beni küçümsedin ve Hititli Uriya`nın karısını kendine eş olarak aldın.&lt;br /&gt;11 RAB şöyle diyor: `Sana kendi soyundan kötülük getireceğim. Senin gözünün önünde karılarını alıp bir yakınına vereceğim; güpegündüz karılarının koynuna girecek.&lt;br /&gt;12 Evet, sen o işi gizlice yaptın, ama ben bunu bütün İsrail halkının gözü önünde güpegündüz yapacağım!”&lt;br /&gt;13 Davut, “RAB`be karşı günah işledim” dedi. Natan, “RAB günahını bağışladı, ölmeyeceksin” diye karşılık verdi,&lt;br /&gt;14 Ama sen bunu yapmakla, RAB`bin düşmanlarının O`nu küçümsemesine neden oldun. Bu yüzden doğan çocuğun kesinlikle ölecek.&lt;br /&gt;15 Bundan sonra Natan evine döndü. RAB Uriya`nın karısının Davut`tan doğan çocuğunun hastalanmasına neden oldu.&lt;br /&gt;16 Davut çocuk için Tanrı`ya yalvarıp oruç* tuttu; evine gidip gecelerini yerde yatarak geçirdi.&lt;br /&gt;17 Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.&lt;br /&gt;18 Yedinci gün çocuk öldü. Davut`un görevlileri çocuğun öldüğünü Davut`a bildirmekten çekindiler. Çünkü, “Çocuk daha yaşarken onunla konuştuk ama bizi dinlemedi” diyorlardı, “Şimdi çocuğun öldüğünü ona nasıl söyleriz? Kendisine zarar verebilir!”&lt;br /&gt;19 Davut görevlilerinin fısıldaştığını görünce, çocuğun öldüğünü anladı. Onlara, “Çocuk öldü mü?” diye sordu. “Evet, öldü” dediler.&lt;br /&gt;20 Bunun üzerine Davut yerden kalktı. Yıkandı, güzel kokular sürünüp giysilerini değiştirdi. RAB`bin Tapınağı`na gidip tapındı. Sonra evine döndü ve yemek istedi. Önüne konan yemeği yedi.&lt;br /&gt;21 Hizmetkârları, “Neden böyle davranıyorsun?” diye sordular, “Çocuk yaşarken oruç tuttun, ağladın; ama ölünce kalkıp yemek yemeye başladın.”&lt;br /&gt;22 Davut şöyle yanıtladı: “Çocuk yaşarken oruç tutup ağladım. Çünkü, `Kim bilir, RAB bana lütfeder de çocuk yaşar diye düşünüyordum.&lt;br /&gt;23 Ama çocuk öldü. Artık neden oruç tutayım? Onu geri getirebilir miyim ki? Ben onun yanına gideceğim, ama o bana geri dönmeyecek.”&lt;br /&gt;24-25 Davut karısı Bat-Şeva`yı avuttu. Yanına girip onunla yattı. Bat-Şeva bir oğul doğurdu. Çocuğun adını Süleyman koydu. Çocuğu seven RAB Peygamber Natan aracılığıyla haber gönderdi ve hatırı için çocuğun adını Yedidyah*fg* koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuyla ilgili Kur’an ayetlerine de bir göz atalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17&lt;br /&gt;Onların dediklerine sabret! O kuvvet sahibi kulumuz Davûd'u an! O, tespih nağmeleri döktüren bir kul idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18&lt;br /&gt;Dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık: Akşam-sabah birlikte tespih ederlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19&lt;br /&gt;Kuşlar da toplu halde onunla beraberdi. Hepsi, onun tespih nağmelerine katılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20&lt;br /&gt;Mülk ve yönetimini güçlendirmiştik. Kendisine hikmet ve hakla bâtılı ayıran söz etme yeteneği vermiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21&lt;br /&gt;Geldi mi sana, o çekişme hikâyesinin haberi? Hani, o hasımlar, duvarı aşarak mihraba ulaşmışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22&lt;br /&gt;Davûd'un yanına girmişledi de onlardan korkmuştu. "Korkma, dediler, biz iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkını çiğnedi. Şimdi sen, aramızda hak ile hükmet, adaletsizlik etme. Bizi yolun denge noktasına ilet.!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23&lt;br /&gt;"Şu benim kardeşimdir. Kendisinin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen, onu da bana ver dedi ve tartışmada bana galip geldi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24&lt;br /&gt;Davûd dedi ki: "Vallahi, senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana zulmetmiş. Zaten ortaklardan birçoğu birbiri aleyhine haksızlık ve zulme sapar. İman edip hakka ve barışa yönelik işler yapanlar böyle değildir. Ama onlar da pek azdır." Davûd, kendisini imtihan ettiğimizi düşündü; hemen Rabbinden af diledi; rükû ederek yerlere eğildi ve Allah'a yöneldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25&lt;br /&gt;Biz de ondan o günahı affettik. Katımızdan onun için bir yakınlık ve güzel bir gelecek var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26&lt;br /&gt;Ey Davûd, seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hakla hükmet; geçici hevese uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Allah yolundan sapanlar için, hesap gününü unutmuş olmaları yüzünden şiddetli bir azap vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davut Peygamber Allah’ın salih kullarından biriydi. Salih bir kulun hata yapmasının cezası da çok büyüktü. İşte bu olayla birlikte salih kul olan Hz. Davut Allah tarafından cezalandırılmıştır. Bu ceza ruhsal sıkıntı yaratan depresyon olarak açıklanır. Bu dönem zarfında ki, bu 40 yıl sürmüştür. Davut Allah’a yakarış, af dileme, özür dileme anlamına gelen Zebur’u yazmıştır. Zebur’un 22. bölümü bu ruhsal duruma çok iyi bir örnek teşkil etmektedir. Okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. Mezmur Müzik şefi için - “Tan Geyiği” makamında - Davut`un mezmuru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜM 22&lt;br /&gt;1 Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin? Niçin bana yardım etmekten, Haykırışıma kulak vermekten uzak duruyorsun?&lt;br /&gt;2 Ey Tanrım, gündüz sesleniyorum, yanıt vermiyorsun, Gece sesleniyorum, yine rahat yok bana.&lt;br /&gt;3 Oysa sen kutsalsın, İsrail`in övgüleri üzerine taht kuran sensin.&lt;br /&gt;4 Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.&lt;br /&gt;5 Sana yakarıp kurtuldular, Sana güvendiler, aldanmadılar.&lt;br /&gt;6 Ama ben insan değil, toprak kurduyum, İnsanlar beni küçümsüyor, halk hor görüyor.&lt;br /&gt;7 Beni gören herkes alay ediyor, Sırıtıp baş sallayarak diyorlar ki,&lt;br /&gt;8 Sırtını RAB`be dayadı, kurtarsın bakalım onu, Madem onu seviyor, yardım etsin!&lt;br /&gt;9 Oysa beni ana rahminden çıkaran, Ana kucağındayken sana güvenmeyi öğreten sensin.&lt;br /&gt;10 Doğuşumdan beri sana teslim edildim, Ana rahminden beri Tanrım sensin.&lt;br /&gt;11 Benden uzak durma! Çünkü sıkıntı yanıbaşımda, Yardım edecek kimse yok.&lt;br /&gt;12 Boğalar kuşatıyor beni, Azgın Başan boğaları sarıyor çevremi.&lt;br /&gt;13 Kükreyerek avını parçalayan aslanlar gibi Ağızlarını açıyorlar bana.&lt;br /&gt;14 Su gibi dökülüyorum, Bütün kemiklerim oynaklarından çıkıyor; Yüreğim balmumu gibi içimde eriyor.&lt;br /&gt;15 Gücüm çömlek parçası gibi kurudu, Dilim damağıma yapışıyor; Beni ölüm toprağına yatırdın.&lt;br /&gt;16 Köpekler kuşatıyor beni, Kötüler sürüsü çevremi sarıyor, Ellerimi, ayaklarımı deliyorlar.&lt;br /&gt;17 Bütün kemiklerimi sayar oldum, Gözlerini dikmiş, bana bakıyorlar.&lt;br /&gt;18 Giysilerimi aralarında paylaşıyor, Elbisem için kura çekiyorlar.&lt;br /&gt;19 Ama sen, ya RAB, uzak durma; Ey gücüm benim, yardımıma koş!&lt;br /&gt;20 Canımı kılıçtan, Biricik hayatımı köpeğin pençesinden kurtar!&lt;br /&gt;21 Kurtar beni aslanın ağzından, Yaban öküzlerinin boynuzundan. Yanıt ver bana!&lt;br /&gt;22 Adını kardeşlerime duyurayım, Topluluğun ortasında sana övgüler sunayım:&lt;br /&gt;23 Ey sizler, RAB`den korkanlar, O`na övgüler sunun! Ey Yakup soyu, O`nu yüceltin! Ey İsrail soyu, O`na saygı gösterin!&lt;br /&gt;24 Çünkü O mazlumun çektiği sıkıntıyı hafife almadı, Ondan tiksinmedi, yüz çevirmedi; Kendisini yardıma çağırdığında ona kulak verdi.&lt;br /&gt;25 Övgü konum sen olacaksın büyük toplulukta, Senden korkanların önünde yerine getireceğim adaklarımı.&lt;br /&gt;26 Yoksullar yiyip doyacak, RAB`be yönelenler O`na övgü sunacak. Sonsuza dek ömrünüz tükenmesin!&lt;br /&gt;27 Yeryüzünün dört bucağı anımsayıp RAB`be dönecek, Ulusların bütün soyları O`nun önünde yere kapanacak.&lt;br /&gt;28 Çünkü egemenlik RAB`bindir, Ulusları O yönetir.&lt;br /&gt;29 Yeryüzündeki bütün zenginler doyacak Ve O`nun önünde yere kapanacak, Toprağa gidenler, Ölümlerine engel olamayanlar, Eğilecekler O`nun önünde.&lt;br /&gt;30 Gelecek kuşaklar O`na kulluk edecek, Rab yeni kuşaklara anlatılacak.&lt;br /&gt;31 O`nun kurtarışını, “Rab yaptı bunları” diyerek, Henüz doğmamış bir halka duyuracaklar.&lt;br /&gt;Zebue&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuduğumuz bu bölümde Davut Peygamberin ruh hali dizelerine yansımıştır. Seçilmişlerin hata yapmaları onların Allah tarafından terkedilmeleri anlamına da gelmektedir. Aşağıda bu durumu yansıtan Bir Tevrat ayeti okuyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. BÖLÜM&lt;br /&gt;20 0 zaman Tanrı`nın Ruhu Kâhin Yehoyada oğlu Zekeriya`nın üzerine indi*fy*. Zekeriya, halkın önünde durup seslendi: “Tanrı şöyle diyor: `Niçin buyruklarıma karşı geliyorsunuz? İşleriniz iyi gitmeyecek. Çünkü siz beni bıraktınız, ben de sizi bıraktım.”&lt;br /&gt;Tevrat / 2. Tarihler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tevrat metinlerinde yazıldığı gibi Davut Peygamber çok büyük bir günah işlemiştir. Bu konu hakkında Kur’an’da da bilgi vardır. O kısmı da daha önce yazmıştık. Böyle bir suçun cezası da seçilmiş insanlar için çok büyüktür. Davut Peygamberin tövbesi kırk yıl sonra kabul edildi. İşte bu büyük yakarışın sonunda Davut Zebur’u yazmıştır. Kırk yıl süreyle ağır bir depresyona giren Davut’un tek teselli kaynağı da şaraptır.&lt;br /&gt;Biplar bozukluk (İki uçlu duygu durumu) da denilen, manik depresyon hakkında kısa bir bilgi vermekte fayda olacaktır.&lt;br /&gt;HİPOMANİ-MANİ, DEPRESYON:&lt;br /&gt;Bazı günler içimiz içimize sığmaz çoşkulu, enerjik, heyecanlı,sürekli oradan oraya koştururuz. Herkesi neşelendirir, güldürürüz, Hayata toz pembe bakarız. Sürekli üretiriz, girişimcilik yönümüz artar. Bu özelliklerimiz bazen sürekli olabilir.Yapı olarak,doğamız böyle şekillendirilmiş olabilir. Bu tip insanlarımız çok sempatik sıcak, sevecen olurlar, neşeleri bulaşıcı olur,her girdikleri ortamda yüzleri güldürebilirler, çok muziplikler yaparlar. Taklit yetenekleri de fazla gelişmiştir.karşı cinsi çok çabuk baştan çıkarabilirler” Bu tip insanlara”Hipomanik” denmektedir. Hipomani çevreyle ciddi bir problem yaşamaz... Hipomaninin bir üstü”mani”dir. Mani daha çok”Manik depresif” denen rahatsızlıkta görülür. Şimdiki tabirle”iki uçlu mizaç bozukluğu”nun bir uçunda çöküntü (depresyon) diğer ucunda yükselme – uçuşma (Mani) vardır. Kişi zaman zaman depresyona;bazen de maniye girer. Aralarda kısmen veya tamamen düzelebilir. Bazen de depresyon ve maniyi iç içe yaşar. Çok neşelilik yanında; hüzün,keder,ağlamada görülür. Bazen de depresyondan sonra hipomanik bir tablo yaşanır. Manide şu belirtiler görülür. Duygu durumu; Gerçek durumuyla uyumsuz bir iyilik,neşelilik hali vardır.her şey çok güzel ve zevklidir hayattan müthiş bir zevk alınır. Kişinin içi içine sığmaz. Sürekli güler, eğlenir kahkahalar atar. Şarkı, türkü,ilahi söyler,eğlenir oynar,dans eder kimseyi umursamaz. Bazen engellendiğinde kızar, taşkınlık gösterir, küfreder. Bilinçsel alanı Manik insan kendini çok değerli,büyük görür. Megolomaniktir. Her şeyi o bilmektedir,önemli projeleri,düşünceleri vardır. Birileri kendisini çekemiyordur? Düşüncelerin akışı ve çağrışımları çok hızlanır. Konudan konuya atlarlar,kafiyeli konuşur;zihni çok açılır,hafızası saat gibi çalışır. Dikkati çok çabuk dağılır her şeyi görür ve ilgilenir. Bir konuya tam yoğunlaşamaz. Bazen gerçeğin dışına çıkılır.“Ben erdim,peygamberim,mehdiyim,Atatürküm ülkeyi, insanlığı kurtaracam” diye hezeyanlar ortaya çıkar. Hezeyanlarına uygun sesleri işitebilirler (Halüsünasyonlar ) izlendiğini kendisine komplolar kurulduğunu söyleyebilirler her tarafı araştırır,şüphe ile bakar bazen polise başvurur takip edildiğini söyler. Bu durumda olan manik hastalar yanlışlıkla şizofren damgası yiyebilirler,oysa mani düzelince bu “psikotik belirtilerde” düzelir..... Konuşma ve Hareket Alanındaki Belirtiler; Manik insan sürekli konuşur makinalı tüfek gibidir eskiler buna”İshal i Kelam”derlermiş. Konular bir birinden kopuktur, fikir uçuşmaları vardır. Hareketleri çok artar,yerinde durmaz, sürekli gezer, seyahate çıkar ,tanımadığı insanlarla bile hemen samimi olurlar. Şiirler, öyküler yazmaya başlar, resimler çizerler, yeni atılımlar yaparlar ,riskli davranışlara girerler, aşırı ve gereksiz sayılacak ölçüde para harcarlar. Para onlar için sadece bir araçtır ve asla biriktirmek gibi bir gayret içinde bulunmazlar. Ellerine geçeni harcarlar. Kendisini ilgilendirmeyen konulara da bulaşır, başını derde sokarlar. Aşırı alkol, sigara tüketebilir. Çok hızlı ve tehlikeli araba kullanır. Büyük yatırımlara girip zarar edebilir. Ani bir kararla boşanıp yeniden evlenebilirler. Bedensel Belirtiler: Uykusu çok azalır, 1 saat bile uyuyamayabilir, lakin; uykusuzluktan yakınmazlar. Cinsel dürtüleri, istekleri çok artar. Ayırım yapmaksızın her türlü seks ilişkisine girebilirler, çok konuşmaktan dolayı sesleri kısılabilir, aşırı hareketten dolayı kilo kaybedebilirler. Mani tablosunda olan kişi hastalığını kabul etmezler. (Gerçi bunun hastalık mı seçilmişlik özelliği mi olduğunda kesin bir görüş de yoktur.) Bunun için çevrenin anlayışlı ,nazik bir biçimde yaklaşıp onu ikna ederek doktora götürmeleri gerekir. Bu şekilde hasta ikna edilemezse ne şekilde tedavi ettirilebileceği bir psikiyatriste danışılarak öğrenilmelidir. Mani bir nöbettir ve baskılanabilir, tekrarlanmasın diye koruyucu ilaçlar kulanmak gerekir. (Mizaç düzenleyicileri) Mani nöbetindeki insanın davranışları kişinin kontrolü dışında gelişir. Hasta yakınlarının suçlayıcı yargılayıcı yaklaşmamaları gerekir. Hastaya yapılabilecek en iyi yardım bir an önce tedavisine yönlendirmektir.&lt;br /&gt;Depresyon Nedir?&lt;br /&gt;Kişide kalıtımsal, çevresel ya da hormonal bozukluklar sonrasında gelişen çökkünlük halidir. Aşağıdaki dokuz belirtiden en az beşinin (ilk iki belirtiden en az biri bulunmak üzere), en az iki hafta süresince var olması durumuna "major depresyon" denir. Belirtiler 1-Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz,ağlamaklı,kederli hissetme hali)&lt;br /&gt;2-Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler,hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama,mecburen yapma hali,(dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri,bazı kişilerde cinsel isteksizlik ).&lt;br /&gt;3-Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 'inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.&lt;br /&gt;4-Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırır uyku hali.&lt;br /&gt;5-Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik,hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan yerinde duramama)&lt;br /&gt;6-Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.&lt;br /&gt;7-Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.&lt;br /&gt;8-Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara,okunan şeylere,izlenilen tv programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali.&lt;br /&gt;9-Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.&lt;br /&gt;Depresyonu Anlamak&lt;br /&gt;Çoğu araştırmada % 8-20 oranında major depresyon düzeyinde depresif şikayete rastlanmıştır. Kalıtımsal eğilimin olduğu major depresyon vakalarının 30 lu yaşlarda en yüksek düzeyde olduğu gözlenmiştir.&lt;br /&gt;Major depresyon ayrılmış ve boşanmış kişilerde en çok;bekar ya da evlilerde ise önceki gruba oranla daha az gözlenmiştir. Eşini yeni kaybetmiş kişilerde ise gene yüksek oranda major depresyona rastlanmıştır. Gene bir çalışmanın sonuçlarına göre bekar kadınlarda evlilere göre daha az oranda depresyona rastlanmış ; erkeklerde ise evlilik, depresyon riskini bekarlığa göre azaltmıştır. Bu kişilerin ailelerinde intihar ve alkolizme yüksek oranda rastlanmıştır.&lt;br /&gt;Yapılan bir çalışmada son beş yıl içinde en az altı ay süre ile işsiz kalan kişilerde 3 kat daha fazla major depresyona rastlanmıştır.&lt;br /&gt;Major depresyonun erkekler için hayat boyu görülme olasılığı % 2-12 ; kadınlar için % 5-26 arasında bulunmuştur. Araştırmalara göre her yıl major depresyon hastalarına yüz bin kişide 247-598 kadın; 82-201 erkek yeni vakanın eklendiği saptanmıştır.&lt;br /&gt;Depresyonun oluşumunda etkili olan kişisel özellikler:&lt;br /&gt;-Öfke ve nefretin, çevresindeki kişilerin kaybına yol açacağı düşüncesiyle onlara yönlendirilemeyip, kendisine yönlendirilmesi (bu yapıdaki bir kişilik hayatın ilk 1-2 yıllık döneminde düzenli ve yeterli bir anne-çocuk ilişkisi yaşamamıştır.Kişinin yaşadığı depresyon gerçek ya da farz edilen bir kayıp ile bağlantılıdır).&lt;br /&gt;-Kişinin kendisi,çevresi ve gelecekten beklentileri,idealleri ile kendi gerçek durumu o kadar farklı, gerçekdışı ve orantısızdır ki , bu yüksek standartlara ulaşamamak kişide güçsüzlük ve yalnızlık düşünceleri ile depresyona yol açabilir.&lt;br /&gt;-Kişinin süper egosu ( üst benlik) o kadar kuvvetli ve baskındır ki sürekli kişiyi kısıtlayıp, suçlar, zevk verici ,rahatlatıcı etkinliklerden ala koyup, adeta işkence eder.&lt;br /&gt;-Kişinin çevresindekiler ondan o kadar çok şey beklemektedir ki ,kişinin bu beklentileri karşılaması olanaksızdır. Bu da zayıflık ve çaresizlik düşüncelerinin gelişip, depresyona gidişe yol açabilir.&lt;br /&gt;-Kişinin küçüklüğünden itibaren sevip, saygı ve gurur duyacağı, ondan da destek ve sıcaklık göreceği, benzemek istediği, imrendiği, idealize ettiği düzeyde bir kişi (baba, anne, öğretmen ,akraba vs) yoktur. Bu da kişiliğin gelişimini olumsuz yönde etkiler ve kendine güven kaybı ve depresyona yol açabilir.&lt;br /&gt;-Çocuklukta anne-baba ayrılığı ya da kaybı, stresli koşullar karşısında yeterli desteği bulamayıp, yanlış ya da yetersiz başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine, bu da ileri dönemde depresyona zemin hazırlayabilir.&lt;br /&gt;-Sahip olunan kişilik yapıları da depresyon gelişiminde etkilidir. Obsesif-kompulsif ,bağımlı, histrionik ve sınırda (borderline) kişilik bozukluğu gösterenlerde depresyona eğilim daha yüksektir.&lt;br /&gt;-Manik depresyon, diğer adıyla bipolar duygu durumu psikiyatrlık bir hastalık mıdır, yoksa seçilmişlik özelliği midir? Bu konuda kesin bir bilgi yoktur. Ama bu konu da, araştırılması gereken konulardan biri olduğu için yeri ve zamanı geldiğinde tekrar ele alınacaktır. Ancak seçilmişlerin, başka bir ifadeyle salih kulların hata yapmaları ya da buna meyletmeleri durumunda ne kadar sert uyarıldığı da Kur’an ayetlerinde sabittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;75 O zaman da hayatın ve ölümün azabını katlayarak sana tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.&lt;br /&gt;Kur’an / İsra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;115 Allah dedi ki: "Ben onu üzerinize indireceğim. Ama bundan sonra küfre sapanınıza öyle bir azapla azap edeceğim ki, âlemlerden hiç kimseye böyle bir azap yapmamışım."&lt;br /&gt;Kur’an / Maide&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırız bu iki ayet durumun ne kadar ciddi olduğunu çok iyi vurgulamaktadır. Ayrıca şunu da belirtmeliyiz Araf suresinde peygamber teselli edilmiştir. Depresyonun en belirgin şekli göğüste oluşan sıkıntıdır. Bu o kadar ciddi bir sıkıntıdır ki, bu durumu yaşayan depresif kişiler intiharı bile düşünürler. Şimdi Araf suresinde bu konuyla ilgili ayeti okuyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak... O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkler'in atası sayılan Oğuz Kağan'ın rakıya olan düşkünlüğü bir şiirle anlatılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..."Tokuz yüz yılkı (yaşlı at), tokuz bin koy (koyun) öltürdi,Bulğar(deri)dan toksan tokuz havuz kıldırdı Tokuzına arak (rakı), toksanına kımız tolturttı"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şiirin günümüz Türkçesine çevrilmesi de şöyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Babasının kıldığını amel kılıp dokuz yüz sığır ve dokuz bin koyun kestirdi ve dokuz deri havuza rakı doldurttu ve doksan deri havuza kımız doldurttu. Kırk gece ve gündüz yediler, içtiler." (Secere-i Türk sh.43-44)( sh. 81)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuzhan destanında da Oğuz Kağan'ın doğar doğmaz içki içtiği yazılmıştır. Bu destanı okumakta fayda var diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Günlerden bir gün Ay Han, bir erkek çocuk doğurdu. Çocuk, kara saçlı, karakaşlı, ala gözlü. kızıl ağızlı idi. Perilerden bile güzeldi. Çocuk, anasından yalnız bir defa süt emdi. Bir daha emmedi, Konuşmaya başladı. Çiğ et ve içki istedi. Kırk gün-den sonra büyüdü. Yürüdü. Oynadı. Ata bindi. Geyik avına çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratılış destanından bir bölüm okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yardımcı ruhlarına döndü: "Şal-Yime; sen, rakı içip sarhoş olanları, körpe çocukları, tayları, buzağıları koru. Onlara kötülük gelmesin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hüseyin DAMARLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5254526570943924571-2612778194330734468?l=damarl.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://damarl.blogspot.com/feeds/2612778194330734468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5254526570943924571&amp;postID=2612778194330734468' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/2612778194330734468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/2612778194330734468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://damarl.blogspot.com/2009/10/icki-icmek-araplara-yasaklanmstr.html' title='İçki İçmek Araplara Yasaklanmıştır.'/><author><name>Ahmet Hüseyin DAMARLI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10386909834815109891</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_Co9y2BFKUGk/STZL50d7aGI/AAAAAAAAAAM/IIjDHhAxysk/S220/48286_1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5254526570943924571.post-8913206206709254861</id><published>2009-10-03T17:25:00.000-07:00</published><updated>2009-10-21T17:11:35.588-07:00</updated><title type='text'>Mahşerin Dört Atlısı</title><content type='html'>MAHŞERİN DÖRT ATLISI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; "Ey Türkler, hiç düşündünüz mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;George Washington komutası altında, İngiliz imparatorluğuna karşı verilen ve kazanılan bağımsızlık savasından 13 yıl sonra, 1789'da, 13 "İngiliz sömürge eyaleti" aralarında anlaşarak Amerikan Birleşik Devletlerinin temelini attılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1945 yılında 7 ülke ile kurulan Arap Birliği’nin buğun 23 üye ülkesi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irkı ayrı, dilleri ayrı, kültürleri birbirinden değişik ve hatta birbirleri ile yıllarca çatışan mezheplerin oluşturduğu 6 kurucu üye ülkeler (Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg) 1957 yılında Avrupa Birliği’ni gerçekleştirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika ülkeleri 2002'de 53 üye ülkenin katılımı ile kendi birliklerini kurdular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bizler; tarihi, kültürü, dili ve özü bir olan Türkler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüz dünyasında "güçlü" olmanın "birlik" kurabilme ile mümkün olduğunu idrak eden ve birliklerini kurabilen birçok dünya ülkesi, birliklerini kuramayan diğer ülkeleri daha da küçülterek yönetmek ve kendi imparatorluklarına dâhil etmek yolunda giderken, bizlere iki seçenek gözükmektedir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya parçalanacağız ve bu birliklerin birer parçaları veya nüfuzları altında olacağız,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da kendi birliğimizi kurup, "güçlü" ülkeler ve birlikleri arasında yerimizi alacağız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç itibari ile, 250 Milyon'dan fazla Türkün yasadığı dünyamızda, AB seklinde ama kendimize özgü bir Türk Birliğinin kurulması, 7 bağımsız Türk Devletinin TürkBirdev olarak ekonomik ve askeri güçlerini bir birlik altında toplama gereği artik kaçınılmaz hale gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden TürkBirDev?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gereklidir &lt;br /&gt;Gerçekleştirilebilirdir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye ve diğer Türk Devletleri su an kritik bir geçiş süreci içindedirler. Yedi bağımsız Türk devleti, diş ve iç güçler tarafından, birçok yöne çekilmeye çalışılırken, "en doğru olan" bir kurtuluş yolu aramaktadırlar. Bizler inanıyoruz ki, "en doğru yol" Türk Birliği yoludur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TB, sadece Türk milleti için değil, ayni zamanda kalıcı bir dünya barısı için de gereklidir. Oyleki, Türk Dünyası dört büyük imparatorluk haline gelmiş veya gelmekte olan, ekonomik güçler tarafından sarılmıştır; batımızda AB imparatorluğu, kuzeyimizde Rusya imparatorluğu, doğumuzda Cin İmparatorluğu ve güneyimizde (bizim bir kısmımızın da içinde olduğu) Amerikan imparatorluğudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tabloyu göz önünde bulundurarak, şu an başlamak koşulu ile gelecek on yıl içinde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya, önümüzdeki fırsatları iyi değerlendirebileceğiz ve AB modeline yakın, kendimize özgü bir Türk Birliğini gerçekleştirebileceğiz; Ya da, bazı sınırlarımız fiziken ve diğerleri nufuzen yeniden çizilecek ve Türk Dünyası değişik güçlerin etkisi ve yönetimi altına girecektir ki, bu Türk dünyası için hazin bir kayıp olduğu kadar, dünya barısı içinde büyük bir tehlike oluşturacaktır. Öyleki, TB’nin gerçekleşemediği bir coğrafyada, bu dört ekonomik gücün, sınırları ve milli çıkarları karşı-karşıya gelmiş olması ile ikili bir kutuplaşma ortaya çıkacaktır ki bunun işaretlerini şimdiden Sanghi anlaşması ve AB – ABD işbirliği ile görmek mümkündür."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    Kaçınılmaz olarak bu birlik kurulacaktır. Dünyanın esenliği de Türk Birliğine bağlıdır. Şu ana kadar yapılan çalışmalarda bu birliğin 2017 yılına kadar kurulması tasarlanmıştır. Bu tarihe kadar Türk Birliği kurulursa dünya dengeleri yerine oturacak ve savaşsız ve sömürüsüz dünya düzeni 2021 yılında Türklerin öncülüğünde gerçekleştirilecektir. Şimdi İncil’in Vahiy bölümünde sözü edilen mahşerin dört atlısı hakkında biraz bilgi verelim.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    Mahşerin Dört Atlısı, İncil’de adları geçen, kıyamet gününde ortaya çıkacaklarına inanılan 4 atlı. İncil yazarlarından Yuhanna'nın Patmos Adası’nda gördüğü bir vizyondan çıkmıştır. Bu Kitabı Mukaddes'in Vahiy bölümünde kayıtlıdır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Vahiy 1. bölüm:&lt;br /&gt;    Var olan, var olmuş ve gelecek olan, Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı, ‹‹Alfa ve Omega Ben'im›› diyor. İsa'ya ait biri olarak sıkıntıda, tanrısal egemenlikte ve sabırda ortağınız ve kardeşiniz olan ben Yuhanna, Tanrı'nın sözü ve İsa'ya tanıklık uğruna Patmos denilen adada bulunuyordum. Rab'bin gününde Ruh'un etkisinde kalarak arkamda borazan sesine benzer yüksek bir ses işittim. Ses, ‹‹Gördüklerini kitaba yaz ve yedi kiliseye, yani Efes, İzmir, Bergama, Tiyatira, Sart, Filadelfya ve Laodikya'ya gönder›› dedi. Bana sesleneni görmek için arkama döndüm. Döndüğümde yedi altın kandillik ve bunların ortasında, giysileri ayağına kadar uzanan, göğsüne altın kuşak sarınmış, insanoğluna benzer birini gördüm. Başı, saçı ak yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev yanan ateşti sanki. Ayakları, ocakta kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül gürül akan suların sesi gibiydi. Sağ elinde yedi yıldız vardı. Ağzından iki ağızlı keskin bir kılıç uzanıyordu. Yüzü bütün gücüyle parlayan güneş gibiydi. O'nu görünce, ölü gibi ayaklarının dibine yığıldım. O ise sağ elini üzerime koyup şöyle dedi: ‹‹Korkma! İlk ve son Ben'im. Diri Olan Ben'im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları bendedir. Bunun için gördüklerini, şimdi olanları ve bundan sonra olacakları yaz.&lt;br /&gt;Dört atlı ve simgeleri:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;At Atların Simgesi Binici Güç Binici Simgesi &lt;br /&gt;Beyaz Kutsallığı Yay taşır, taç takar Savaşır ve yener İsa'nın kral olarak hazır bulunuşu &lt;br /&gt;Kırmızı Dökülen kanların rengini Kılıç taşır Savaş getirir. Savaşlar ve çatışmalar &lt;br /&gt;Siyah Ölüme yakınlığı Terazi taşır Kıtlık, açlık, yoksulluk Kıtlık, açlık, yoksulluk &lt;br /&gt;Soluk Ölümün soğuk yüzü, çürüme Ölüm Salgın hastalık ve can güvensizliği Ölüm, öldürülme, vakitsiz ölümler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mahşerin dört atlısı ve alametler: &lt;br /&gt;    Mahşerin dört atlısının İsa'nın hazır bulunuşunu gösteren alametlerle ilgisi vardır. Bu kısa bir dönemdir ve bunu İsa'nın Armagedon'daki yargılama için gelişi izlemelidir. Mahşerin dört atlısı atlarını bu zaman dilimi arasında sürmektedirler.&lt;br /&gt;Luka 21. bölüm:&lt;br /&gt;    Onlar da, ‹‹Peki, öğretmenimiz, bu dediklerin ne zaman olacak? Bunların gerçekleşmek üzere olduğunu gösteren belirti ne olacak?›› diye sordular. İsa, ‹‹Sakın sizi saptırmasınlar›› dedi. ‹‹Birçokları, ‹Ben O'yum› ve ‹Zaman yaklaştı› diyerek benim adımla gelecekler. Onların ardından gitmeyin. Savaş ve isyan haberleri duyunca telaşlanmayın. Önce bunların olması gerek, ama son hemen gelmeyecek.›› Sonra onlara şöyle dedi: ‹‹Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak. Şiddetli depremler, yer yer kıtlıklar ve salgın hastalıklar, korkunç olaylar ve gökte olağanüstü belirtiler olacak. Dünyanın üzerine gelecek felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak. Çünkü göksel güçler sarsılacak. O zaman İnsanoğlu'nun bulut içinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler. &lt;br /&gt;    Bu olaylar gerçekleşmeye başlayınca doğrulun ve başlarınızı kaldırın. Çünkü kurtuluşunuz yakın demektir.›› İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın. Bunların yapraklandığını gördüğünüz zaman yaz mevsiminin yakın olduğunu kendiliğinizden anlarsınız. Aynı şekilde, bu olayların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, Tanrı'nın Egemenliği yakındır. Size doğrusunu söyleyeyim, bütün bunlar olmadan, bu kuşak ortadan kalkmayacak. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Vahiy 6. bölüm:&lt;br /&gt;Birinci at ve binicisi: Kral olan İsa'yı temsil eder.&lt;br /&gt;   Sonra Kuzu'nun yedi mühürden birini açtığını gördüm. O anda dört yaratıktan birinin, gök gürültüsüne benzer bir sesle, ‹‹Gel!›› dediğini işittim. Bakınca beyaz bir at gördüm. Binicisinin yayı vardı. Kendisine bir taç verildi ve galip gelen biri olarak zafer kazanmaya çıktı. &lt;br /&gt;İkinci at ve binicisi: Savaşları temsil eder.&lt;br /&gt;    Kuzu ikinci mührü açınca, ikinci yaratığın ‹‹Gel!›› dediğini işittim. O zaman kızıl renkte başka bir at çıktı ortaya. Binicisine dünyadan barışı kaldırma yetkisi verildi. Bunun sonucu olarak insanlar birbirlerini boğazlayacaklar. Atlıya ayrıca büyük bir kılıç verildi. &lt;br /&gt;Üçüncü at ve binicisi: Kıtlıkları temsil eder:&lt;br /&gt;    Kuzu üçüncü mührü açınca, üçüncü yaratığın ‹‹Gel!›› dediğini işittim. Bakınca siyah bir at gördüm. Binicisinin elinde bir terazi vardı. Dört yaratığın ortasında sanki bir sesin şöyle dediğini işittim: ‹‹Bir ölçek buğday bir dinara, üç ölçek arpa bir dinara. Ama zeytinyağına, şaraba zarar verme!›› &lt;br /&gt;Dördüncü at ve binicisi:&lt;br /&gt;    Ölümü temsil eder. Bu ölüm savaşlarla, açlıkla, salgın hastalıklarla ve yabanıl hayvanlarla gelir.&lt;br /&gt;    Kuzu dördüncü mührü açınca, ‹‹Gel!›› diyen dördüncü yaratığın sesini işittim. Bakınca soluk renkli bir at gördüm. Binicisinin adı Ölüm'dü. Ölüler diyarı onun ardınca geliyordu. Bunlara kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla, yeryüzünün yabanıl hayvanlarıyla ölüm saçmak için yeryüzünün dörtte biri üzerinde yetki verildi. &lt;br /&gt;    Yabanıl hayvanlarla kastedilen ise bu özellikleri gösteren insanlardır ve onların eylemleri ölüm getirir: Ölüme yol açan ağır adi suçlar, terör ve katliamlar. Kitabı Mukaddes son günlerde insanların yozlaşmasının bu etkileri yapacağını anlatır.&lt;br /&gt;2.Timoteos 3&lt;br /&gt;    Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır. İnsanlar kendilerini seven, para düşkünü, övüngen, kibirli, küfürbaz, anne baba sözü dinlemez, nankör, kutsallıktan ve sevgiden yoksun, uzlaşmaz, iftiracı, özünü denetleyemeyen, azgın, iyilik düşmanı olacaklar. Hain, aceleci, kendini beğenmiş, Tanrı'dan çok eğlenceyi seven, Tanrı yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkâr edenler olacaklar. Böylelerinden uzak dur... Ama kötüler ve sahtekârlar, aldatarak ve aldanarak gittikçe daha beter olacaklar. &lt;br /&gt;    Birinci at ve biniciyi izleyen diğer üç at ve binicileri yeryüzünde felaket niteliğinde olaylara yol açarlar. Bunun nedeni gökte kral konumuna gelen İsa'nın kendi melekleriyle birlikte Şeytan ve onun meleklerini - cinleri - gökten yere atmalarıdır.&lt;br /&gt;Vahiy 12. bölüm:&lt;br /&gt;    Gökte savaş oldu. Mikail'le melekleri ejderhayla savaştılar. Ejderha kendi melekleriyle birlikte karşı koydu, ama gücü yetmedi. Bu yüzden gökteki yerlerini yitirdiler. Büyük ejderha -İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı saptıran o eski yılan- melekleriyle birlikte yeryüzüne atıldı. Bundan sonra gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum: ‹‹Tanrımız'ın kurtarışı, gücü, egemenliği Ve Mesih’inin yetkisi şimdi gerçekleşti. Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, Onları Tanrımız'ın önünde gece gündüz suçlayan Aşağı atıldı. Kardeşlerimiz Kuzu'nun kanıyla Ve ettikleri tanıklık bildirisiyle Onu yendiler. Ölümü göze alacak kadar vazgeçmişlerdi can sevgisinden. Bunun için, ey gökler ve orada yaşayanlar, Sevinin! Vay halinize, yer ve deniz! Çünkü İblis zamanının az olduğunu bilerek Büyük bir öfkeyle üzerinize indi.›› &lt;br /&gt;    Vahiy bölümüne göre gökteki konumlarını yitiren Şeytan ve kendi melekleri artık fazla zamanlarının kalmadığını bilmektedirler ve büyük bir öfke içinde oldukları söylenmektedir.&lt;br /&gt;    Vay halinize, yer ve deniz! Çünkü İblis zamanının az olduğunu bilerek Büyük bir öfkeyle üzerinize indi. Sözleri bunu anlatır. &lt;br /&gt;    Bunun yeryüzü ve üzerinde yaşayanlar için hiç iyi bir yönü yoktur. Şeytan ve cinlerinin etkilerini simgesel olarak anlatan atlar ve binicileri etkilerini bütün dünyaya göstermeye başlarlar. Ancak bu üç at ve binicisinin atlarını sürmeleri kısa bir dönem için olacaktır. "İblis zamanının az olduğunu bilerek..." ifadesi ve Matta 24. bölümde geçen "‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız. Aynı şekilde, bütün bunların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, İnsanoğlu yakındır, kapıdadır. Size doğrusunu söyleyeyim, bütün bunlar olmadan bu kuşak ortadan kalkmayacak." sözleri bu dönemin çok uzun sürmeyeceğini ve İsa'nın asıl Armagedon'daki yargılama için gelişini işaretleyecektir.&lt;br /&gt;    Luka incilinde geçen "Çünkü göksel güçler sarsılacak." ve Yeşaya 24. bölümde geçen "O gün RAB yukarıda, gökteki güçleri ve aşağıda, yeryüzündeki kralları cezalandıracak" sözleri büyük sıkıntı ve Armagedon'da gerçekleşecektir.&lt;br /&gt;Yeşaya 24&lt;br /&gt;    Ey dünyada yaşayanlar, Önünüzde dehşet, çukur ve tuzak var. Dehşet haberinden kaçan çukura düşecek, Çukurdan çıkan tuzağa yakalanacak. Göklerin kapakları açılacak, Dünyanın temelleri sarsılacak. Yeryüzü büsbütün çatlayıp yarılacak, Sarsıldıkça sarsılacak. Dünya sarhoş gibi yalpalayacak, Bir kulübe gibi sallanacak, İsyanlarının ağırlığı altında çökecek Ve bir daha kalkamayacak. O gün RAB yukarıda, gökteki güçleri Ve aşağıda, yeryüzündeki kralları cezalandıracak. Zindana tıkılan tutsaklar gibi Cezaevine kapatılacak Ve uzun süre sonra cezalandırılacaklar. &lt;br /&gt;Vahiy 20&lt;br /&gt;    Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı. Melek ejderhayı -İblis ya da Şeytan denen o eski yılanı- yakalayıp bin yıl için bağladı. Bin yıl tamamlanıncaya dek ulusları bir daha saptırmasın diye onu dipsiz derinliklere attı, oraya kapayıp girişi mühürledi. Bin yıl geçtikten sonra kısa bir süre için serbest bırakılması gerekiyor. &lt;br /&gt;Sefanya 1&lt;br /&gt;    RAB'bin büyük günü yaklaştı, Yaklaştı ve çabucak geliyor. Dinleyin, RAB'bin gününde En yiğit asker bile acı acı feryat edecek. Öfke günü o gün! Acı ve sıkıntı, Yıkım ve felaket, Zifiri karanlık bir gün olacak, Bulutlu, koyu karanlık bir gün. Surlu kentlere, köşelerdeki yüksek kulelere karşı Savaş borularının çalındığı, Savaş naralarının atıldığı gündür. RAB diyor ki, ‹‹İnsanları öyle bir felakete uğratacağım ki, Körler gibi, nereye gittiklerini göremeyecekler. Çünkü bana karşı günah işlediler. Su gibi akacak kanları, Bedenleri yerde çürüyecek.›› RAB'bin öfke gününde, Altınları da gümüşleri de Onları kurtaramayacak. RAB'bin kıskançlık ateşi bütün ülkeyi yakıp yok edecek. RAB ülkede yaşayanların hepsini korkunç bir sona uğratacak. &lt;br /&gt;    Mahşerin dört atlısı Kitabı Mukaddes'in Vahiy bölümünde geçen ve sonla ilgili olayları içeren bütün bir anlatımın bir parçasıdır. Ancak bu "son" yeryüzünün sonu değildir.&lt;br /&gt;    Şimdiye kadar ele aldığımız konuları toparlarsak şu anlaşılmaktadır. Dünya 4 büyük İmparatorluğa (Birliğe) tanık olacaktır. Şimdiden varmış gibi görünen; Çin, Rusya, AB ve ABD Birlikleri, Türk birliğinin kurulmasıyla çatırdayacak ve yeni dünya dengeleri kurulacaktır. Bu yeni oluşum da 4 temel dil grubunu oluşturan; Hint-Avrupa, Hami-Sami, Ural-Altay ve Tibet- Çin dil aileleri tarafından gerçekleşecektir. Bu dil ailelerinin dinsel temeline de bir göz atalım. Hint-Avrupa ( Katoliklik, Ortodoksluk, Sünni Müslümanlık, Hinduizm.), Hami-Sami (Yahudilik, Protestanlık, Sünni Müslümanlık) Ural Altay ( Laik Müslümanlık, Şamanizm, Felsefi dinler) Tibet-Çin ( Ateizm, Budizm ) &lt;br /&gt;    Mahşerin dört atlısında adı geçen 4 renk atın da hangi ulusları temsil ettiği anlaşılmıştır sanırız. İlk atlı elinde yedi yıldız bulundurmaktadır. Bu yedi yıldız yedi bağımsız, laik, demokratik Türk devletini simgelemektedir. Dünya barışını sağlayacak olan bu yedi devlet TürkBirDev adlı birliği oluşturduğu zaman dünya dengeleri değişecek ve bu birlik dünya barışını sağlayıp, uzun süreli barış ortamını sağlayacaktır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Araştırmacı yazar:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ahmet Hüseyin DAMARLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5254526570943924571-8913206206709254861?l=damarl.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://damarl.blogspot.com/feeds/8913206206709254861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5254526570943924571&amp;postID=8913206206709254861' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/8913206206709254861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/8913206206709254861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://damarl.blogspot.com/2009/10/mahserin-dort-atls.html' title='Mahşerin Dört Atlısı'/><author><name>Ahmet Hüseyin DAMARLI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10386909834815109891</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_Co9y2BFKUGk/STZL50d7aGI/AAAAAAAAAAM/IIjDHhAxysk/S220/48286_1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5254526570943924571.post-2851225006330493076</id><published>2009-04-20T05:35:00.000-07:00</published><updated>2009-05-09T06:33:18.497-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Trabzon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bizans'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BOP'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NATO'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzmir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Hüseyin Damarlı'/><title type='text'>İzmir ve Trabzon'da neler oluyor?</title><content type='html'>İtalya Napoli'deki Nato üssü İzmir Urla'ya mı taşınıyor? Urla’da gözlemlenen hareketliliğe göre 4000 Amerikan askeri Urla’da ev tutmaya başladı bile! Tehlikeli girişimin bir parçası olarak havaalanı inşaatının da Mordogan'da başlamış olmasıdır. Büyük bir olasılıkla bu girişim BOP ( Büyük Ortadoğu Projesi) nin bir parçasıdır. Adana İncirlik üssünün İran ve Suriye’nin atış menzilinde olması ABD’yi böyle bir girişime zorlamaktadır. İzmir üssünün daha sonraki aşamada 6. Filo'nun ana üslerinden biri olabileceği söyleniyor. Uzunada'nın da kullanılacağı bu planın bir parçası olacağı öğrenilmiştir.  TSK gelişmelerden rahatsız ama hükümet bu projeyi onaylamış bulunuyor. Anlaşmalar yapılmış, Amerikalılar evlerini tutmuşlar bille! Bu durum Urla’daki emlakçılara teyit ettirilebilinir. Amerikalıların İzmir’e gelmesi, İzmir esnafını hareketlendirebilir belki ama İzmir’imiz ya da ülkemizin herhangi bir yeri, kısaca ülke olarak biz bu girişime alet olmamalıyız. Stratejik olarak Uzunada İzmir körfezi çıkışını tutan bir yer ve burasını kontrolünde tutan, donanmayı körfeze hapseder. İlerki aşamada Güney Deniz Saha Komutanlığı merkezi de ablukaya alınmış olunur. Medya bunu ufak bir haber olarak verdi. Amerikan’ın Yeni Dünya Düzeni projesinde çok önemli bir söz vardır:  “Düşman zaten düşmandır; bellidir, önemli değil, önemli olan dost/müttefik ülkenin ordusunun önemli komutanlarını/komuta merkezlerini ele geçirmek kontrol altına almak, projeye inandırmak, boyun eğdirmek itaatkâr yapmaktır.” Bu işgal projesinde sıranın bize de geleceği asla unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir'de bu gelişmeler yaşanırken ülkemizin Doğu Karadeniz bölgesine bir göz atalım: Kırgızistan Amerikan üssünü kapatma kararı alınca, ABD kendine kucak açacak yeni bir bölge bulamadı. Orta Asya’yı kontrolünde tutmak isteyen ABD, Tacikistan ve Özbekistan’ı üs kurma konusunda ikna etmeye çalışacak. Obama’nın seçimlerden önce "Bundan böyle önceliğimiz Afganistan olacak" şeklindeki sözler sarf etmesinin asıl nedeni de Orta Asya’ya verdiği önemi göstermektedir. ABD bölgedeki konumunu korumaya çalışırken, Rusya’da tabi ki boş durmuyor. Rusya; Beyaz Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan ile NATO benzeri bir askeri ittifak kurma kararı aldı. Bir yandan da batı ile sıkı ilişkiler içinde olan Gürcistan’daki Saakaşvil yönetimini devirmek için düğmeye bastı. Diğer yandan Moldova’daki seçimleri komünistlerin ezici bir çoğunlukla kazanması ABD’de tam bir panik havası yarattı. ABD Tacikistan ve Özbekistan’da üs kurma girişiminde başarısız olursa, elinde kalan tek seçeneğe yönelmek zorunda kalacak. Bu da Trabzon’da üs kurmaktır. Askeri uzmanlar "ABD'nin yapacağı tek şey kalacak gibi. O da Türkiye'den Trabzon'u istemek. Trabzon'da bir Amerikan üssü, bugünlerde ABD için İncirlik üssünden bile daha önemli" diyor. ABD’nin İzmir ve Trabzon’da kurmak istediği bu iki askeri üs için uyanık olmalıyız. Kamuoyundan gizlenen bu gelişmeler karşısında tüm vatanseverlere önemli görevler düşmektedir. Ayrıca İzmir ve Trabzon’un seçilmesi sadece stratejik olmaları mıdır? Yoksa Batı’nın Bizans - Pontus  hayalleri yeniden depreşmekte midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hüseyin DAMARLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5254526570943924571-2851225006330493076?l=damarl.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://damarl.blogspot.com/feeds/2851225006330493076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5254526570943924571&amp;postID=2851225006330493076' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/2851225006330493076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/2851225006330493076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://damarl.blogspot.com/2009/04/izmir-ve-trabzonda-neler-oluyor.html' title='İzmir ve Trabzon&apos;da neler oluyor?'/><author><name>Ahmet Hüseyin DAMARLI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10386909834815109891</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_Co9y2BFKUGk/STZL50d7aGI/AAAAAAAAAAM/IIjDHhAxysk/S220/48286_1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5254526570943924571.post-8257835018979095149</id><published>2009-01-26T19:48:00.000-08:00</published><updated>2009-05-09T08:14:40.334-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kabil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Habil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yafet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yecüc'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yasef'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ham'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Hüseyin Damarlı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nuh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mecüc'/><title type='text'>Yecüc ve Mecüc Türklerdir.</title><content type='html'>İnsanlar üç ırk olarak incelenir. Bunlar sarı, beyaz ve siyah ırktır.Türkler sarı ırka mensupturlar. Bunlara Hun Türkleri denilmekteydi. Sonradan öncü boy olan Kayı boyu beyaz ırka dönüştü. Anadolu’ya yerleşenler beyaz ırka dönüşenlerdir.&lt;br /&gt;Başka hiçbir milletin kafatası yapısı dolikosefalden, brakisefale dönüşmemiştir. Bu durumda iki Türk halkının varlığını tespit etmiş oluyoruz. Bunlar orta Asya Türkleri ve Anadolu Türkleridir. Anadolu Türkleri Oğuz soyunun Kayı boyundan gelmektedirler. Yani Oğuz’un ilk karısından olan ilk oğlunun, ilk oğlu olan Kayı’nın soyu… Kendilerine çok önemli görevler verilmiştir. Bu görevlerini gerçekleştirdikleri ilahi program da başka yazımızda ele alınacaktır.&lt;br /&gt;Şimdi gelelim Kutsal kitaplarda sözü edilen Yecüc ve Mecüc’e… Kutsal kitaplarda adı geçen Yecüc halkı Anadolu Türkleridir. Mecüc halkı da orta Asya Türkleridir. Bu iddiamızı Tevrat’ta destekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAP:10&lt;br /&gt;2 Yafetin oğulları: Gomer, ve Mecüc, ve Maday, ve Yavan, ve Tubal, ve Meşek, ve Tiras.Tevrat/Tekvin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayetten anlaşılacağı gibi Mecüc, Yafet’in oğullarından biridir, Yecüc'den söz edilmez çünkü Yecüc sonradan oluşmuştur. Tekrar ediyoruz bunlar Türkiye Cumhuriyetini oluşturan Türk halkıdır.Bu arda tamamen Arap milliyetçiliğine dayandırılan ve şu andaki geleneksel İslam anlayışını sürdürenlerin kimi uydurma hadislerine değinmeden geçemeyeceğim:&lt;br /&gt;Said İbn Müseyyeb’den aktarılan rivayeti aynen aktarıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Nuh’un üç oğlu, onlardan her birinin de üçer oğlu vardır. Nuh’un oğulları Sam, Ham ve Yafes adlarında idi. Arap, Fars ve Rum, Sam’ın oğulları olup her biri hayırlıdır. Yafes’in oğulları Türk, Saklep, Ye’cüc ve Me’cüc olup, bunlardan hiçbirinde hayır yoktur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uydurma hadise göre, Arap, Fars ve Rumlar hayırlı, biz Türkler ise hayırsızmışız. Bu konuyu burada sonlandırıp bir başka konumuza geçelim.Peki Avrupalılar hangi ırk derseniz, bunlar da beyaz ırktır. Fakat, Sami ırkı değildir. Bunlar Kabil’in soyudur, dilleri de literatüre göre Hint-Avrupa diller gurubu olarak girer. Dolayısıyla Hintliler de Kabil soyudur. Kabil, Ademoğullarının ilk üreyen neslidir. Hintlilerin bir başka özelliği de bulundukları yarımada dışında hiçbir bölgeye gitmemeleridir. Aynı köke dayanan Avrupalılar ise bulundukları bölgeyi terk ederek, Avrupa kıtasına yerleşmişlerdir. Avrupa’ya gelen bu topluluğa Keltler deniyordu. Keltler de tıpkı aynı soydan geldikleri Hintliler gibi ölülerini toprağa gömmüyorlar, yakıyorlardı. Şimdi bu gerçeği yansıtan Tevrat ve Kur’an ayetlerine bir göz atalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölüm:4&lt;br /&gt;6Ve Kain, kardeşi habile söyledi. Ve vaki oldu ki, kırda oldukları zaman, Kain, kardeşi Habile karşı kalktı, ve onu öldürdü.&lt;br /&gt;Tevrat / Tekvin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay Kur'an'ın Maide suresinde de geçmektedir ve her iki kitap arasında herhangi bir çelişki yoktur. Şunu da hatırlatalım İslami kaynaklarda Kain adı, Kabil olarak geçer. Ancak Kur’an’da bu olay anlatılırken herhang ibir isim zikredilmez. Ancak olayın Adem’in iki oğlu arasında geçen olay olduğu anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Nefsi onu, kardeşini öldürmeğe çağırdı, (o da nefsine uyarak) onu öldürdü, ziyana uğrayanlardan oldu.&lt;br /&gt;31 Derken Allah, ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (karganın yaptığını görünce): “ Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim (ben)” dedi ve pişman olanlardan oldu!&lt;br /&gt;Kur’an / Maide&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat edilirse Tevrat’ta yazmayan ama Kur’an’ın Maide suresinin 31. ayetinde geçen ilginç bir olaydan söz edilmektedir. Kabil öldürdüğü kardeşini gömmeyi dahi bilmediği için onun cesedini yok etmek için yakmıştır.Yukarıdaki açıklamamızda bilinen nedenle Kabil’in Habil’i öldürdüğünü yazmıştık. Bu bilinen nedeni başka bir yazımızda ele alacağız. Şimdi Yecüc ve Mecüc hakkında daha ayrıntılı bilgileri kapsamlı olarak ele alalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yecüc ve Mecüc hakkındaki bilgiye Kur’an’ın Kehf ve Enbiya surelerinde rastlamaktayız. Bu iki suredeki ayetlere değinmeden önce eski ahit ve yeni ahite göz atmakta yarar vardır diye düşünüyorum. Çünkü Kur’an’dan önceki kutsal kitaplar olan Tevrat ve İncil’de de bu konu hakkında bilgi verilmiştir. Eski ahit yani Tevrat’ın yaratılış bölümündeki ayeti yazımın başında ele almıştım. Bu ayeti ele alırken de Mecüc olarak çevirilen meali verdim. Bir çok çeviride Yecüc Gog, Mecüc de Magog olarak geçer. Tevrat’ın Yaratılış bölümündeki ayetin tekrarı 1. Tarihler bölümünde de aynen yer alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Tarihler 1,5 : Yafet'in oğulları: Gomer, Magog, Meday, Yâvan, Tuval, Meşek, Tiras.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yazımızda blirttiğimiz gibi Magog (Mecüc) Yafet’in oğullarından biri olarak sayılmaktadır. Yecüc’den yani Gog’dan bu bölümde de söz edilmez. Bu isme gene 1. Tarihler bölümünün şu ayetinde rastlamaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Tarihler 5,4-6: Yoel'in soyu: Şemaya Yoel'in, Gog Şemaya'nın, Şimi Gog'un, Mika Şimi'nin, Reaya Mika'nın, Baal Reaya'nın, Beera Baal'ın oğluydu. Rubenliler'in önderiydi.Yazılış tarihinden de anlaşılacağı gibi Gog, Magog’dan sonra ortaya çıkmıştır. Aşağıda link verilmiş olan yazımda Ergenekon olayından bahsetmiş ve Kıyan ve Nüküz ailelerinden söz etmiştik. Kıyan’ın da Kayı olduğunu vurgulamıştık. Kayı boyu Ortaasya’dan çıkıp Anadolu’ya yerleşen tek Türk boyudur. Tevrat’a geri dönelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hezekiel 38,2 : ‹‹İnsanoğlu, yüzünü Magog ülkesinden Roş'un, Meşek'in, Tuval'ın önderi Gog'a çevir, ona karşı peygamberlik et.&lt;br /&gt;Hezekiel 38,3 : De ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: Ey Roş'un, Meşek'in, Tuval'ın önderi Gog, sana karşıyım.&lt;br /&gt;Hezekiel 38,14 : ‹‹Bu yüzden, ey insanoğlu, peygamberlik et ve Gog'a de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: O gün halkım İsrail güvenlik içinde yaşarken bunu farketmeyecek misin?&lt;br /&gt;Hezekiel 38,16 : Ülkeyi kaplayan bir bulut gibi halkım İsrail'in üzerine yürüyeceksiniz. Son günlerde, ey Gog, seni ülkeme saldırtacağım. Öyle ki, ulusların gözü önünde kutsallığımı senin aracılığınla gösterdiğim zaman beni tanıyabilsinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Tevrat ayetlerine göre İsrailoğulları Gog’un saldırılarına uğrayacaktır. Üstelik bunu İsrailoğullarının Tanrısı istemektedir. Daha sonraki ayette ise İsrail’in Tanrısı Gog saldırdığı için öfkelenecektir.&lt;br /&gt;Hezekiel 38,18 : ‹‹ ‹Gog İsrail ülkesine saldırdığı gün öfkem alevlenecek. Egemen RAB böyle diyor.Bundan sonra ise bir kargaşadan söz edilmektedir, herkesin birbirine kılıç çektiği kargaşadan.&lt;br /&gt;Hezekiel 38,21 : Bütün dağlarımda Gog'a karşı kılıcı çağıracağım. Egemen RAB böyle diyor. Herkes birbirine kılıç çekecek.Hezekiel 39,6 : Magog'un ve kıyıda güvenlik içinde yaşayanların üzerine ateş yağdıracağım. O zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar. Tuval'ın baş önderi››.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna benzer ayet İncil’in Vahiy bölümünde de bulunmaktadır. Okuyalım:&lt;br /&gt;Vahiy 20,8 : Yeryüzünün dört bucağındaki ulusları -Gog'la Magog'u- saptırmak, savaş için bir araya toplamak üzere zindandan çıkacak. Toplananların sayısı deniz kumu kadar çoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tevrat’ta ve İncil’de sözü edilen Gog ve Magog düşman olarak gösterilmektedir. Tevrat ve İncil’de tahrifat yapıldığı için ve çoğu ayet insan yazması olduğu için tam olarak gerçeği yansıtmamaktadır.Kur’an’ın Kehf suresinde geçen olayı Türkler seçilmiş bir ulustur adlı yazımda açıklamaya çalımıştım. Bazı İslam yorumcularına göre Yecüc ve Mecüc barbar bir topluluktur. Bunu da Kehf suresindeki ayete dayanarak söylerler. Oysa o ayet dikkatle okunsa belli bir süreye kadar zaptedilen topluluk olduğu ve vaat günü geldiğinde o topluluğun önündeki engellerin kaldırılacağı anlaşılmaktadır. Zaten Enbiya suresinde bu olaya tam anlamıyla açıklık getirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96 Ye'cûc ve Me'cûc'ün önü açıldığı zaman onlar, her tepeden akın ederler.&lt;br /&gt;97 Hak olan vaat yaklaşmıştır. İnkâr edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. "Vay başımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik!" derler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayetlerden açıkça anlaşıldığı gibi zalim olan topluluk Yecüc ve Mecüc değildir. Bunların, yani zalimlerin inkarcılar olduğu açıkça anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı yazar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hüseyin DAMARLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5254526570943924571-8257835018979095149?l=damarl.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://damarl.blogspot.com/feeds/8257835018979095149/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5254526570943924571&amp;postID=8257835018979095149' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/8257835018979095149'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/8257835018979095149'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://damarl.blogspot.com/2009/01/yecuc-ve-mecuc.html' title='Yecüc ve Mecüc Türklerdir.'/><author><name>Ahmet Hüseyin DAMARLI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10386909834815109891</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_Co9y2BFKUGk/STZL50d7aGI/AAAAAAAAAAM/IIjDHhAxysk/S220/48286_1.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5254526570943924571.post-144459215415172850</id><published>2009-01-24T20:18:00.000-08:00</published><updated>2009-01-25T05:19:30.680-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çanakkale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hz. Muhammed'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Trablusgarp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dumlupınar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uhud'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hendek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Hüseyin Damarlı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mustafa Kemal Atatürk'/><title type='text'>İki Mustafa'nın ortak özellikleri</title><content type='html'>İslam Peygamberi Muhammed Mustafa ve Türklerin önderi Mustafa Kemal Atatürk:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İkisinin de adlarından biri Mustafa’dır. Ancak her ikisi de diğer ismiyle anılırlar.&lt;br /&gt;- Her ikisi de babasız büyümüştür. Hz. Muhammed’e amcası, Mustafa Kemal’e dayısı bakmıştır.&lt;br /&gt;- Her ikisi de on yılın birinci yılında doğmuşlardır. (Biri 571, diğeri 1881.)&lt;br /&gt;- Her ikisinde de kâhinlik (duru öngörü) özelliği vardır.&lt;br /&gt;- Her ikisi de üç önemli savaşa komutanlık etmişlerdir. Hz. Muhammed Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarına. Mustafa Kemal, Trablusgarp, Çanakkale ve Dumlupınar savaşlarına komutanlık etmişlerdir. Bu savaşlarda gösterdikleri olağanüstü performans ve dâhiyane zekânın ürünü savaş taktikleri, halen daha savaş tarihçileri tarafından anlaşılamamıştır. (Sanki bir yerlerden özel bilgi alıyorlardı.)&lt;br /&gt;- Her ikisi de savaşlarda komutanlık yapmalarına rağmen işgal altındaki bölgeleri kurtardıktan sonra ülke sınırlarını genişletmek için savaşmamışlardır ve barışçı politikalar izlemişlerdir.&lt;br /&gt;- Her ikisi de tek başına ortaya çıkıp geniş kitleleri etkilemişlerdir. Bu kitleler onlara sevgi ve saygıda kusur etmemişlerdir. (Ama her ikisinin de düşmanları vardır.)&lt;br /&gt;- Her ikisi de çok otoriter fakat tam bir demokrattı.&lt;br /&gt;- Her ikisi de devrimciydi.&lt;br /&gt;- Her ikisi de evlilik yapmalarına rağmen erkek çocuk sahibi olmamışlardır. Dolayısıyla soyları devam etmemiştir.&lt;br /&gt;- Her ikisi de paraya, mala, mülke önem vermezdi ve maddi miras bırakmadan bu dünyadan göçmüşlerdir. Bıraktıkları miras maldan mülkten çok daha önemliydi. Hz. Muhammed Kur’an’ı, Mustafa Kemal hiç bir İslam ülkesinin sahip olamadığı Cumhuriyeti miras bırakmıştır.&lt;br /&gt;- Aralarındaki tek fark; Muhammed Peygamber tıpkı Yahya Peygamber gibi içki içmeme özelliğine sahipti. Atatürk ise İsa Mesih gibi hemen hemen her akşam sofra kurup en yakın arkadaşlarıyla birlikte üzümden yapılan içkiyi içerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı yazar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hüseyin DAMARLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5254526570943924571-144459215415172850?l=damarl.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://damarl.blogspot.com/feeds/144459215415172850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5254526570943924571&amp;postID=144459215415172850' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/144459215415172850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/144459215415172850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://damarl.blogspot.com/2009/01/iki-mustafann-ortak-zellii.html' title='İki Mustafa&apos;nın ortak özellikleri'/><author><name>Ahmet Hüseyin DAMARLI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10386909834815109891</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_Co9y2BFKUGk/STZL50d7aGI/AAAAAAAAAAM/IIjDHhAxysk/S220/48286_1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5254526570943924571.post-7401603552362687644</id><published>2009-01-18T18:57:00.000-08:00</published><updated>2009-10-03T22:52:27.234-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tevrat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kur&apos;an'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mete Han'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fırat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İncil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ortadoğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kürdistan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İsrail oğulları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mustafa Kemal Atatürk'/><title type='text'>Ortadoğu gerçeği</title><content type='html'>Son Yahudi Devleti olan İsrail’i kendilerine liberal diyen kapitalistler kurmuşlardır. Yeni Dünya düzeni diye adlandırdıkları global ekonomik sistem de Emperyalizmin ta kendisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı gerçekleri anlayabilmek için çok kapsamlı düşünmek gerekir. Yahudilerin Kutsal kitabı olan Tevrat’ın azımsanmayacak kadar büyük bir bölümü, Yahudi din adamları tarafından yazılmıştır. İncil’in de büyük bir bölümü Hıristiyan din adamları tarafından yazılmıştır. Ancak Kur’an bunlardan farklıdır. En ufak bir değişiklik de göremezsiniz zaten. Çünkü bu kitabın Hicr suresinin 9. ayeti buna işaret etmektedir. Tabi İslam âlimleri denen ulema sınıfının bu kitabı ve içeriğini kendi elleriyle yazdıkları hadis, sünnet, fıkıh vs gibi kitaplarla bambaşka bir mecraya çekerek, Kur’an ile alakası olmayan bir din oluşturdukları gerçeğini de unutmamak gerekir. Başa dönersek. Tevrat’a sokuşturulan şu ayeti dikkatlice okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;15 Bölüm:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;18-21 O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona söyle dedi: «Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları -Ken, Keniz, Kadmon, Hitit*, Periz, Refa, Amor, Kenan, Girgas ve Yevus topraklarını- senin soyuna vereceğim.»&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tevrat/Tekvin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayetlere göre İsrail oğullarına Tanrı tarafından vaat edilen topraklar vardır. Son İsrail Devletinin bayrağındaki semboller de buna işaret etmektedir zaten. Nil nehrinden Fırat ırmağına kadar olan bölge iki çizgiyle ifade edilir. Ortadaki yıldız da Yahudilerin Ortadoğu’da kurdukları büyük devletin simgesi sayılan Davut yıldızı ya da Süleyman mührüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim ABD, İngiltere ve onların dinsel ritüeline. Yahudiler tarafından kurdurulan bir mezhep olan Protestanlık, ABD ve İngiltere gibi iki süper Emperyalist devletin resmi dinidir. Siz bakmayın İşçi Partisi liderine o da Protestan kilisesinin emrindedir. Protestanlar Tevrat ve İncil’i birlikte okurlar ve buna Kutsal kitap derler. Oysa İsa’nın Peygamber oluş nedeni Yahudilerin tahrif ettiği dini yeniden orijinal haline getirmeyi amaçlamaktadır. İncil’in tek bozulmamış kısmı olan Yuhanna’nın Vahyi’nin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bölüm : 7&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;3 Ve mühürlenmiş olanların sayısını işittim; İsrail oğullarının her sıptından, yüz kırk dört bin mühürlenmişti.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İncil / Vahiy&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu ayetine göre İsrail oğulları Ortadoğu’yu şekillendireceklerdir. Bu yüzden Protestanlar İsrail oğullarına bütün imkânlarını sunmalıdırlar. Nitekim öyle de yapıyorlar. Bunu gerekçesi de Yahudi işbirlikçileri tarafından İncil'e yazdırılmıştır zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bölüm 4&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;11 İbrahim daha sünnetsizken imanla aklandığının kanıtı olarak sünnet işaretini aldı. Öyle ki, sünnetsiz oldukları halde iman edenlerin hepsinin manevi babası olsun ve böylece onlar da aklanmış sayılsın&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İncil / Romalılar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizlere düşen görev; İsrail oğullarına vadedilidiği söylenen toprakların bir bölümünün, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altındaki Güneydoğu Anadolu bölgesi olduğunu unutmamaktır. Bu bölgede Kürdistan Devleti kurma hayalleri de bu bütünün parçasıdır. Ancak şu unutulmamalıdır. Türkler toprağında gözü olan bütün işgalci güçlere karşı her zaman galip gelmişlerdir. Bunu Türk tarihi okuyan herkes bilir. Mete Han’dan Atatürk’e kadar bu gerçeği tarih yazmıştır. Hepsi de aynı dili konuşmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem…&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mete Han&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vatan toprağı kutsaldır kaderine terk edilemez...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mustafa Kemal Atatürk&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sanırız tekrar hatırlatmaya gerek yoktur. Kimse ülkemizden bir karış dahi toprak istemeye kalkmasın! Vermeyiz, veremeyiz! Çünkü bu topraklar hiçbirimizin tapulu malı değildir. Türk milletine aittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı Yazar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hüseyin Damarlı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5254526570943924571-7401603552362687644?l=damarl.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://damarl.blogspot.com/feeds/7401603552362687644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5254526570943924571&amp;postID=7401603552362687644' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/7401603552362687644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/7401603552362687644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://damarl.blogspot.com/2009/01/ortadou-gerei.html' title='Ortadoğu gerçeği'/><author><name>Ahmet Hüseyin DAMARLI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10386909834815109891</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_Co9y2BFKUGk/STZL50d7aGI/AAAAAAAAAAM/IIjDHhAxysk/S220/48286_1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5254526570943924571.post-840037015140737448</id><published>2009-01-03T12:01:00.000-08:00</published><updated>2009-01-03T12:09:19.509-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tevrat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kur&apos;an'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sodom'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lut'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Hüseyin Damarlı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hz. İbrahim'/><title type='text'>Kutsal kitaplardaki iki farklı İbrahim.</title><content type='html'>Hz. İbrahim ile ilgili ayetler Tevrat’ın Tekvin bölümünün 11. Bap 26. Ayetiyle başlamaktadır. Bu ayetlerde İbrahim’in soyu, babası, doğduğu yer, karısının kim olduğu yazmaktadır. Daha sonra İbrahim’in babasının ailesiyle birlikte Harran’a yerleştiğinden söz edilir ve babasının ölümü ve kaç yaşında nerede öldüğü yazılır. Tevrat’ta nedense, İbrahim ile babası arasındaki olaylara hiç değinilmez. Çünkü bu ayetler Yahudi din adamları tarafından Tevrat’tan çıkarılmıştır. Fakat Kur’an’da bu olaylar birçok kez ele alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAP 11&lt;br /&gt;Yar.11: 26 Yetmiş yasından sonra Terah'ın Avram, Nahor ve Haran adli oğulları oldu. Yar.11: 27 Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haran’ın babasıydı. Haran’ın Lut adli bir oğlu oldu. Yar.11: 28 Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Kildaniler'in* Ur Kenti'nde öldü. Yar.11: 29 Avram'la Nahor evlendiler. Avram'ın karının adı Saray, Nahor'unkinin adı Milka'ydı. Milka Yiska'ın babası Haran’ın kızıydı. Yar.11: 30 Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu. Yar.11: 31 Terah, oğlu Avram'ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lut'u ve Avram'ın karisi olan gelini Saray’ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler'in Ur Kenti'nden ayrıldılar. Harran'a gidip oraya yerleştiler. Yar.11: 32 Terah iki yüz beş yıl yasadıktan sonra Harran'da öldü.&lt;br /&gt;Tevrat’taki bu ayetleri okuduktan sonra İbrahim (Avram) ile babası arasında hiçbir sorun olmadığına ve gayet mutlu bir aile yapısı sergilendiğine tanık oluyoruz. Gerçek böyle mi acaba? Şimdi de Kur’an’dan ayetler okuyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;74- İbrahim, babası Âzer'e demişti ki: "sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum".&lt;br /&gt;75- Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.&lt;br /&gt;76- Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü:"Rabb'im budur" dedi. Yıldız batınca da:" Ben batanları sevmem" dedi.&lt;br /&gt;77- Ay'ı doğarken gördü: "Rabb'im budur" dedi. O da batınca: "Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum" dedi.&lt;br /&gt;78- Güneş'i doğarken görünce: "Rabb'im budur, bu hepsinden büyük" dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım".&lt;br /&gt;79- "Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim".&lt;br /&gt;80- Kavmi onunla tartışmaya başladı. O da onlara dedi ki: "Beni doğru yola eriştirdiği halde Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum, ancak Rabbimin dilediği şey hariç. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hiç düşünmez misiniz?"&lt;br /&gt;81- "Hakkında hiçbir delil indirmediği halde, siz Allah'a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?" Eğer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır?&lt;br /&gt;82- İman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar... İşte güven onlarındır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.&lt;br /&gt;83- İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Muhakkak Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.&lt;br /&gt;84- Biz ona İshak'ı ve Yakub'u da hediye ettik: Hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nuh'a ve onun soyundan Davud'a, Süleyman'a, Eyyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da yol göstermiştik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririz.&lt;br /&gt;85- Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas'a da (hidayet ettik). Hepsi de salih kullarımızdandı.&lt;br /&gt;86- İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.&lt;br /&gt;87- Babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarını da (üstün kıldık). Onları seçtik ve doğru yola ilettik.&lt;br /&gt;88- İşte bu, Allah'ın doğru yoludur. Kullarından dilediğini o doğru yola iletir. Eğer onlar Allah'a ortak koşsalardı, yaptıkları bütün amelleri boşa giderdi.&lt;br /&gt;89- İşte onlar, kendilerine kitap, hüküm (hikmet ve hükümranlık) ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Bunlar, ona inanmayacak olurlarsa, yerlerine, onu tanımamazlık etmiyecek bir toplum getiririz.&lt;br /&gt;90- Bunlar, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların hidayetine uy. De ki:"Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece bütün âlemlere bir öğüttür.&lt;br /&gt;91- Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.&lt;br /&gt;92- Bu Kitap (Kur'ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.&lt;br /&gt;Kur’an / En’am&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli okurlar; İbrahim’in babasıyla olan diyaloğunu içeren daha birçok ayet vardır. Fakat biz bu suredeki ayetleri özellikle seçtik. Dikkat ettiyseniz yazımızda İbrahim bölümüne girerken önemli ve radikal bilgiler vermiştik. Yeri gelmişken konuyu biraz daha açalım ki, kimsenin aklında en ufak şüphe kalmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - İbrahim atalarının dinini inkâr eden ve onların sapık uygulamalarına şiddetle karşı çıkan, aralarında öz babasının da bulunduğu topluluğu uyaran hatta bu uğurda eylemler gerçekleştiren ve bu çabalarından dolayı Allah tarafından dost edinilen çok büyük bir peygamberdir. Bunun böyle olduğunu Kur’an’dan aktaracağımız diğer ayetlerle kanıtlayacağız. Şunu da belirtmekte yarar var; İbrahim’in ataları putperestliğe yönelmişlerdi, tıpkı onun ilk oğlu İsmail’in soyundan gelen Araplar gibi. Zaten son peygamber Hz. Muhammed de tıpkı atası Hz. İbrahim gibi putperestliğe savaş açmış ve bu uğurda birçok eylemler gerçekleştirmiştir. Bundan ötürü, o zamanın ileri gelenleri tarafından Hz Muhammed’e çok büyük eziyetler edilmiştir. Bu arada, kurallara uymayan hatta peygamberlere eziyet çektiren hatta onları öldüren İsrailoğulları da lanetlenmiştir. Onlar öyle bir sapıklık içersine girmişlerdir ki bu çok önemli; İbrahim sayfalarını Tevrat’tan çıkarmışlardır. Şu ayeti ibretle tekrar okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;91- Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.&lt;br /&gt;Kur’an / En’am&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 - Tevrat’ta da belirtildiği gibi İbrahim ( Bu konuyla ilgili Tevrat ayetlerini de yeri geldiği zaman okuyacaksınız ) Allah tarafından seçilen ve soyuna da Peygamberlik müjdelenen bir peygamberdir. Tevrat ile Kur’an arasında en ufak bir çelişki yoktur bu konuda. Fakat pratikte çok büyük bir sorun vardır. Bu sorunu yaratan da gene İsrail oğullarıdır. İlerde okuyacağınız Tevrat ayetlerinde İsmail de tıpkı İbrahim’in diğer oğlu İshak gibi 12 oğul sahibi olur. Ancak İsmail ondan sonra hiç anılmaz. Tevrat yazıcıları böylelikle İsmail’i ve onun soyunu yok sayarlar ve son Peygamberin Araplardan yani Hz. İbrahim’in ilk oğlu İsmail soyundan çıkmasına tahammül edemezler. Kibirleri onları mahvetmektedir, fakat bilmezler. İnkâr etseler de etmeseler de Hz. Muhammed Arap kavmine gönderilen elçi ve insanlığa gönderilen son peygamberdir, dolayısıyla Kur’an’da son kitaptır. Kimse başka kitap beklemesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuza kaldığımız yerden devam edelim. Şimdi İbrahim’in babasıyla arasında geçen diyaloğa bir göz atalım. Yalnız bunu yaparken bir hatırlatma yapalım İbrahim bölümüne girerken bir hatırlatma yapmıştık Eski ve yeni ahitten farklıdır son ahit diye. Kur’an’da eski peygamberlerin yaşam hikâyeleri farklı surelerde ve ayetlerde ele alınmıştır. Çoğu kez Hz. Muhammed’e teselli amaçlı, bazen da ashabına örnek teşkil etmesi amacıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;69- (Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet.&lt;br /&gt;70- Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.&lt;br /&gt;71- "Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler.&lt;br /&gt;72- İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"&lt;br /&gt;73- "Veya size fayda veya zararları olur mu?"&lt;br /&gt;74- "Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."&lt;br /&gt;75-76- İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"&lt;br /&gt;77- "Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)"&lt;br /&gt;78- "O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,"&lt;br /&gt;79- "Beni yediren, içirendir,"&lt;br /&gt;80- "Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir."&lt;br /&gt;81- "O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. "&lt;br /&gt;82- "Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur."&lt;br /&gt;83- "Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat."&lt;br /&gt;84- "Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!"&lt;br /&gt;85- "Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!"&lt;br /&gt;86- "Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "&lt;br /&gt;87- "(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme."&lt;br /&gt;88- "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"&lt;br /&gt;89- "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)."&lt;br /&gt;90- (O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.&lt;br /&gt;91- Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.&lt;br /&gt;92, 93- Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.&lt;br /&gt;94- Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.&lt;br /&gt;95, 96- Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:&lt;br /&gt;97- "Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."&lt;br /&gt;98- "Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."&lt;br /&gt;99- "Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."&lt;br /&gt;100- "Bak bizim için ne şefaatçiler var,"&lt;br /&gt;101- "Ne de yakın bir dost."&lt;br /&gt;102- "Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."&lt;br /&gt;103- Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.&lt;br /&gt;104- Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.&lt;br /&gt;Kur’an/Şuara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat ederseniz 86. ayette İbrahim’in putperest olan babası için dua etmesi yakarışta bulunmasına değiniliyor. Bu olayın ciddiyeti açısından şu ayeti bir okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;114- İbrahim'in babası için istiğfar etmesi de sırf ona vermiş olduğu bir sözden dolayı idi. Böyle iken onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıklanınca o işten vazgeçti. Şüphesiz ki İbrahim, çok bağrı yanık, çok halim birisi idi.&lt;br /&gt;Kur’an/Tevbe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ashabını bilgilendirmek amacıyla inen ayetlere örnek olanlardan birini okuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;83- Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı.&lt;br /&gt;84- Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti.&lt;br /&gt;85- O babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz?"&lt;br /&gt;86- "Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz?"&lt;br /&gt;87- "Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"&lt;br /&gt;88- Derken yıldızlara bir baktı da:&lt;br /&gt;89- "Ben gerçekten hastayım" dedi.&lt;br /&gt;90- O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.&lt;br /&gt;91- Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi.&lt;br /&gt;92- (Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi).&lt;br /&gt;93- Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.&lt;br /&gt;94- Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler.&lt;br /&gt;95- İbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"&lt;br /&gt;96- "Hâlbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır."&lt;br /&gt;97- Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.&lt;br /&gt;98- Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.&lt;br /&gt;99- Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."&lt;br /&gt;100- "Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!"&lt;br /&gt;101- Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik.&lt;br /&gt;102- Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.&lt;br /&gt;103- Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı.&lt;br /&gt;104- Biz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! "&lt;br /&gt;105- "Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."&lt;br /&gt;106- "Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)&lt;br /&gt;107- Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.&lt;br /&gt;108- Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık.&lt;br /&gt;109- Selam olsun İbrahim'e...&lt;br /&gt;110- İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.&lt;br /&gt;111- Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.&lt;br /&gt;Kur’an/Saffat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat edilirse ayetler mükemmel bir şekilde birbirini izlerken gerçekleşen olaylar da bir bütün halinde açıklanmaktadır. İbrahim’in putlara karşı eylemlerine devam edelim diğer konuları yeri geldiği zaman ele alacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51- And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.&lt;br /&gt;52- O zaman o, babasına ve kavmine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.&lt;br /&gt;53- Onlar: "Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk" dediler.&lt;br /&gt;54- İbrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.&lt;br /&gt;55- Onlar : "Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.&lt;br /&gt;56- O şöyle dedi: "Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."&lt;br /&gt;57- "Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım."&lt;br /&gt;58- Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.&lt;br /&gt;59- (Kavmi) "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir." dediler.&lt;br /&gt;60- (Bazıları) "İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk" dediler.&lt;br /&gt;61- "O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler" dediler.&lt;br /&gt;62- (İbrahim gelince ona) "Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler&lt;br /&gt;63- İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.&lt;br /&gt;64- Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."&lt;br /&gt;65- Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: "And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin." dediler.&lt;br /&gt;66- (İbrahim) dedi: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?"&lt;br /&gt;67- "Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"&lt;br /&gt;68- Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.&lt;br /&gt;69- Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.&lt;br /&gt;70- Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.&lt;br /&gt;71- Onu da, Lût'u da, âlemler için bereketli ve kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.&lt;br /&gt;72- Ona (İbrahim'e) İshak'ı, üstelik bir de Yakub'u ihsan ettik ve herbirini salih kimseler kıldık.&lt;br /&gt;73- Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.&lt;br /&gt;74- Biz Lût'a da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar kötü, fasık bir kavimdi.&lt;br /&gt;75- Onu ise rahmetimizin içine aldık. Çünkü o salihlerdendi.&lt;br /&gt;76- Nuh da daha önceleri bize yalvarmıştı; biz de onun duasını kabul ettik, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.&lt;br /&gt;77- Âyetlerimizi yalanlayan kavminden onun öcünü aldık. Şüphesiz onlar kötü bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) boğduk.&lt;br /&gt;78- Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı, biz onların hükmüne şahittik.&lt;br /&gt;79- Biz onu(n hükmünü) hemen Süleyman'a bildirmiştik; (zaten) herbirine hüküm ve ilim vermiştik. Davud'la beraber tesbih etsinler diye, dağları ve kuşları buyruk altına aldık. (Bütün bunları) yapan bizdik.&lt;br /&gt;80- Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?&lt;br /&gt;81- Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.&lt;br /&gt;82- Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.&lt;br /&gt;83- Eyyûb da: "Başıma bir bela geldi, (sana sığındım), sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine nida etti.&lt;br /&gt;84- Biz de onun duasını kabul ettik de başına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik .&lt;br /&gt;85- İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.&lt;br /&gt;86- Onları da rahmetimizin içine aldık. Onlar gerçekten salih olanlardandı.&lt;br /&gt;87- Zünnun'u (balık sahibi Yunus'u) da hatırla. Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum" diye seslenmişti.&lt;br /&gt;88- Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.&lt;br /&gt;89- Zekeriya da hani Rabbine: "Rabbim! Beni tek başıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmişti.&lt;br /&gt;90- Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Ve eşini (doğum yapmaya) elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.&lt;br /&gt;91- Irzını koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir mucize kılmıştık.&lt;br /&gt;92- Doğrusu bu sizin ümmetiniz (tevhid dini olan müslümanlık), bir tek ümmettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin.&lt;br /&gt;93- Ama insanlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar ama, hepsi bize döneceklerdir.&lt;br /&gt;94- İnanmış olarak yararlı iş işleyenin emeği inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onu yazmaktayız.&lt;br /&gt;95- Yok ettiğimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da çekmek üzere) bize dönmemesi gerçekten imkânsızdır.&lt;br /&gt;96- Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc(un seddi) açıldığı zaman, ki onlar her dere ve tepeden akın edip çıkarlar.&lt;br /&gt;97- Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayır biz zalim kimselerdik." derler.&lt;br /&gt;98- Siz ve Allah'dan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.&lt;br /&gt;99- Eğer onlar ilâh olsalardı, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temelli kalacaktır.&lt;br /&gt;100- Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler.&lt;br /&gt;101- Şüphesiz katımızdan kendileri için güzel şeyler takdir edilmiş olanlar, işte oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır.&lt;br /&gt;102- Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.&lt;br /&gt;103- O en büyük korku bunları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.&lt;br /&gt;104- Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız.&lt;br /&gt;105- And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebûr'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.&lt;br /&gt;106- Şüphesiz bu Kur'ân'da kulluk eden kimseler için kâfi bir öğüt vardır.&lt;br /&gt;107- (Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.&lt;br /&gt;108- De ki, bana ancak şöyle vahyolunuyor: "İlâhınız ancak tek bir ilâhtır. Şimdi siz artık müslüman oluyor musunuz?"&lt;br /&gt;109- Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem."&lt;br /&gt;110- Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.&lt;br /&gt;111- Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.&lt;br /&gt;112- (Hz. Peygamber şöyle) dedi: "Ey Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet ve Rabbimiz O Rahmân'dır ki, isnad ettiğiniz (yalan) vasıflarınıza karşı yardımına sığınılacak olan ancak O'dur. "&lt;br /&gt;Kur’an / Enbiya&lt;br /&gt;51. ayetten 67. ayete kadarki bölümde Hz İbrahim’in putlara karşı eylemi anlatılmaktadır. Sonrasında ise Hz. Muhammed’e kadar gelişen olaylar ve daha sonra gerçekleşecekler özetlenmiştir. AL- İ İMRAN Suresinin şu ilk ayetlerini okuyalım ve konumuza devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Al-İ İMRAN SURESİ&lt;br /&gt;Rahman ve Rahim olan Allah'in adıyla&lt;br /&gt;1- Elif, Lâm Mîm,&lt;br /&gt;2- Allah, kendisinden başka tanrı olmayan, hayy ve kayyûmdur.&lt;br /&gt;3- O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi.&lt;br /&gt;4-Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır.&lt;br /&gt;5- Şu da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.&lt;br /&gt;6- Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. Kendisinden başka tanrı olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O'dur.&lt;br /&gt;7- Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.&lt;br /&gt;8- Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.&lt;br /&gt;9- Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah, hiç sözünden caymaz.&lt;br /&gt;10- Gerçek şu ki, kâfirlere, Allah'tan gelecek bir zararı, ne malları, ne de evlatları engelleyemez. İşte onlar, o ateşin yakıtı olacaklar.&lt;br /&gt;11- Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandır.&lt;br /&gt;12- O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.&lt;br /&gt;13- Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır.&lt;br /&gt;14- İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.&lt;br /&gt;15- De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah'dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görür.&lt;br /&gt;16- Onlar ki, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru!" derler.&lt;br /&gt;17- O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).&lt;br /&gt;18- Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır.&lt;br /&gt;19- Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir.&lt;br /&gt;20- Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kulları görendir.&lt;br /&gt;21- Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunları acıklı bir azapla müjdele!&lt;br /&gt;22- İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.&lt;br /&gt;23- Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.&lt;br /&gt;24- Bunun sebebi, onların "belli günlerden başka bize asla ateş azabı dokunmaz" demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıya aldığımız ayetler gerçekten çok önemlidir. Kitapları tahrif edenler. Bir olan dini birçok dine, mezhebe, tarikatlara bölenler için çok önemli uyarılar vardır. İşte bizim amacımız da din adamları tarafından Kutsal kitaplarda yapılan tahrifatları ortaya sergilemek ve dini bin bir parçaya bölerek insanları birbirine düşman edenleri uyarmaktır. Uyarılarımıza kulak asmayacaklarını biliyoruz. Ama biz yine de uyaralım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İBRAHİM’İN HARRAN’DAN ÇIKIŞI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tevrat yazıcılarının yaptığı tahrifatı gözler önüne sermek için öncelikle şu Tevrat ayetlerini tekrar okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAP 11Yar.11: 26 Yetmiş yasından sonra Terah'in Avram, Nahor ve Haran adli oğulları oldu. Yar.11: 32 Terah iki yüz beş yıl yasadıktan sonra Harran'da öldü&lt;br /&gt;Tevrat / Yaratılış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayetlerden anlaşılacağı üzere İbrahim, ( Avram ) babası 70 yaşını geçtikten sonra doğmuştur. Dolayısıyla babası öldüğünde İbrahim 135 yaşındadır. Yani babasının yanındadır, başka bir ifade ile ilk konaklama yeri olan ve bir türlü gidemedikleri Kenan ülkesinde değil de Harran’dadır. Tevrat ayetlerini okumaya devam edelim:&lt;br /&gt;Yar.12: 4 Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yasındaydı. Tevrat / Yaratılış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayete göre İbrahim Harran’dan ayrıldığında 75 yaşındadır diğer ayetlerden anlaşılacağı üzere ise 135 yaşındadır. Yahudi yazıcılar matematikten hiç anlamıyor anlaşılan. Denebilir ki, İbrahim babası ölmeden önce Harran’dan ayrılmıştır. Tevrat ayetlerini tekrar okuyalım ve mantıklı bir yorum yapalım bu soruya.&lt;br /&gt;BAP 11Yar.11: 26 Yetmiş yasından sonra Terah'in Avram, Nahor ve Haran adli oğulları oldu. Yar.11: 27 Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haran’ın babasıydı. Haran’ın Lut adli bir oğlu oldu. Yar.11: 28 Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Kildaniler'in* Ur Kenti'nde öldü. Yar.11: 29 Avram'la Nahor evlendiler. Avram'ın karısının adı Saray, Nahor'unkinin adı Milka'ydı. Milka Yiska'nın babası Haran’ın kızıydı. Yar.11: 30 Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu. Yar.11: 31 Terah, oğlu Avram'ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lut'u ve Avram'ın karısı olan gelini Saray’ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler'in Ur Kenti'nden ayrıldılar. Harran'a gidip oraya yerleştiler. Yar.11: 32 Terah iki yüz beş yıl yasadıktan sonra Harran'da öldü.&lt;br /&gt;Tevrat / Yaratılış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terah 70 yaşından sonra üç çocuk babası oluyor. Bu üç çocuk eğer üçüz değilse kronolojik anlatıma göre ilk oğlu İbrahim’ dir. Diğerleri birkaç yıl sonra doğmuştur. İlk evlenen oğlu en küçük olan Haran’dır ve onun da Lut adında oğlu olur. Keldanilerin Ur kentinde ( muhtemelen Urfa) Haran babası sağ iken ölür. Daha sonra İbrahim ve erkek kardeşi evlenirler İbrahim’in karısının adı Saray, Nahor’un karısının adı Milka’dır. Milka Yiska’nın babası, Haran’ın kızıdır. Burada Milka’nın erkek mi? yoksa kız mı? olduğu anlaşılmıyor. Anlamak için biraz zorluyoruz kendimizi; Yiska’nın babası olması için erkek olması gerekir. Herhalde Nahor bir erkekle evlenmedi. Hadi öğle oldu sanalım eşcinsel bir evlilik yaptılar peki Yiska’yı kim doğurdu? Haran’ın kızıyla evlenmişse o zaman Milka’nın kız olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla karısı erkek kardeşi Haran’ın kızıdır. Erkek kardeşinin kızının yani öz yeğeni Yiska ile evlenmesi ne kadar doğrudur bilemeyiz.. Dileriz çeviri hatasıdır bu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam edelim; İbrahim’in karısı Saray kısırdır dolayısıyla çocuğu olmamaktadır. Daha sonra Terah oğlu İbrahim’i, Haran’ın oğlu yani torunu Lut’u ve İbrahim’in karısı Saray’ı yanına alarak Kenan ülkesine gitmek üzere yola çıkar, ancak bu yolculuk Kenan ülkesine varamadan noktalanır. Terah ve yanındakiler Harran’a yerleşir. Bu ayetten anlaşılacağı üzere Harran mola yeridir ve asıl gidilmesi hedeflenen yer Kenan ülkesi yani Filistin’dir. Güneydoğu Anadolu’da bulunan Harran’a geçici yerleşmek Terah’ın düşüncesinde vardır, nihai hedef Filistin’dir. Ama ne yazık ki Terah’ın ömrü buna yetmez ve İbrahim’in babası Terah 205 yaşındayken Harran’da ölür. Terah öldüğünde İbrahim 135 yaşındadır. Tevrat ayetlerini okumaya devam edelim:&lt;br /&gt;BÖLÜM 12 Yar.12: 1 RAB Avram'a, «Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git» dedi, Yar.12: 2 «Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, Bereket kaynağı olacaksın. Yar.12: 3 Seni kutsayanları kutsayacak, Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar Senin aracılığınla kutsanacak.» Yar.12: 4 Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yasındaydı. Yar.12: 5 Karisi Saray’ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar. Tevrat / Yaratılış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceki ayetlerde yazıldığına göre, İbrahim’in babasının fikri Kenan ülkesine gitmektir. Bütün ailesini alarak yola çıkar ama önce Ur ketinde bir süre konaklar ve daha sonra Kenan ülkesine gidecektir, ancak ömrü buna vefa etmez ve bu şehirde ölür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. bölümün birinci ayetinde ise Tanrının İbrahim’e ailesi ile birlikte Kenan ülkesine gitmesi söylenir. Yani babasının fikri değil Tanrının emridir gidilmesi gereken yer. Hadi öyle farzedelim İbrahim babası ölmeden önce yani 75 yaşında Ur kentinden ailesi ile birlikte ayrıldı. Babasının Ur kentinde verdiği mola demek ki 60 yıl sürmüş. İbrahim’in babası şöyle bir mola verelim derken 60 yıl geçmiş ve çok arzuladığı yere gidememiştir. Maalesef Terah’ın ömrü buna yetmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TEVRAT’A GÖRE ALLAH’IN İBRAHİM’İ SEÇMESİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tevrat’ın 12. Bölümünün ilk ayetinde Allah İbrahim ile konuşmaya başlar. Ona der ki; ülkeni akrabalarını baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git. İbrahim’i büyük bir ulus yapacağını bizzat İbrahim’e söyleyen Allah onu kutsayacağını, ün kazandıracağını, bereket kaynağı olacağını söyler ve İbrahim’i lanetleyenleri lanetleyeceğini söyleyip, yeryüzündeki bütün halkların da İbrahim aracılığıyla kutsanacağı sözünü verir. Tabi ki, bütün bunlar Yahudi yazıcılarına göre böyledir. Fakat burada anlaşılmayan bir şey var. Allah İbrahim’i niçin seçmiştir ve onunla neden konuşmuştur. Tevrat ayetlerinde bu konu hakkında hiçbir ipucu yoktur. İpucuna yakın tek ayete de az sonra okuyacağımız ayette tanık oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAP 12 5 Karısı Saray’ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar. Tek ipucu bu ayettir, yani iyi para kazanarak köşeyi döndüğü ve çok zengin olduğudur. Yahudi yazıcılarına göre köşeyi dönen İbrahim Allah tarafından seçilmiş ve kutsanmıştır. Bütün uluslar da Köşeyi dönen İbrahim’in soyuna yani İsrail oğullarına kulluk edeceklerdir. Bu tam bir Yahudi zihniyetidir. Paraya tapan Yahudi zihniyetine uygun Şeytan ayetleridir okuduğumuz ayetler. Kur’an’da ise İbrahim’in putlara tapan babası dâhil tüm kavmine nasıl başkaldırdığı ve onlarla nasıl mücadele ettiği ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Tevrat’ta da yazılıdır bütün bunlar, ancak bu ayetler daha sonra Tevrat’tan çıkarılarak yukarda okuduğunuz beşeri metinlerle doldurulmuştur. Üstelik hata üstüne hata yapılarak 135 yaşındayken Harran’dan ayrılan İbrahim birdenbire 60 yaş gençleşir.&lt;br /&gt;Bölüm 12 ye dönelim ve devam edelim; ilk ayetten itibaren Allah’ın İbrahim’i seçtiği ve onu büyük bir millet yapacağını söylemesi yazılmıştır.&lt;br /&gt;BÖLÜM 12 Yar.12: 1 RAB Avram'a, «Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git» dedi, Yar.12: 2 «Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, Bereket kaynağı olacaksın. Yar.12: 3 Seni kutsayanları kutsayacak, Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar Senin aracılığınla kutsanacak.»&lt;br /&gt;Tevrat / Yaratılış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olay Kur’an’da da şu ayetlerle tasdik edilmiştir. Fakat bir farkla Kur’an ayetlerinde İbrahim soyunun zalim yani Allah’a baş kaldıracağı vurgulanmaktadır. Nitekim öğle de olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;124 Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış, o da onları tamamlayınca: Ben seni insanlara önder yapacağım." demişti. "Soyumdan da (önderler yap ya Rabbi), dedi. (Rabbi): "Zalimlere ahdim ermez (onlar için söz vermedim)", buyurdu.&lt;br /&gt;Kur'an/Bakara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncil’de ise bu olay Hıristiyan yazıcılar tarafından Tevrat’a uygun olarak yazılmıştır. İncil ayetini okuyalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAP 11 8 İman sayesinde İbrahim miras alacağı yere gitmesi için çağrılınca, Tanrı'nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı. İncil / İbranilere mektup&lt;br /&gt;Daha sonra Lut ile birlikte Harran’dan ayrılıp Kenan diyarına gelmesi yazılmıştır.&lt;br /&gt;Yar.12: 4 Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yasındaydı. Yar.12: 5 Karısı Saray’ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar. Yar.12: 6 Avram ülke boyunca Sekem'deki More mesesine kadar ilerledi. O günlerde orada Kenanlılar yasıyordu. Yar.12: 7 RAB Avram'a görünerek, «Bu toprakları senin soyuna vereceğim» dedi. Avram kendisine görünen RAB'be orada bir sunak yaptı. Yar.12: 8 Oradan Beytel'in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti. Çadırını batıdaki Beytel'le doğudaki Ay Kenti'nin arasına kurdu. Orada RAB'be bir sunak yapıp RAB'be yakardı. Yar.12: 9 Sonra kona göçe Negev'e doğru ilerledi.&lt;br /&gt;Bu olay Kur’an da ele alınmıştır. Ancak her iki kitapta uçurum derecesinde farklılıklar vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24- Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise, "Onu öldürün, yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.&lt;br /&gt;25- (İbrahim onlara) dedi ki: "Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (geldiğinde) ise, kiminiz kiminizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacağınız yer cehennemdir. Ve hiç yardımcınız da yoktur."&lt;br /&gt;26- Bunun üzerine ona sadece Lut iman etti. (İbrahim) de dedi ki: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Şüphe yok ki O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."&lt;br /&gt;Kur’an / Ankebut&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tevrat’ta daha sonra İbrahim’in Mısır’a gidişi konu edilir. Değerli okurlar bu ayetleri çok dikkatli okumanızı tavsiye ederiz.Yar.12: 10 Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti. Yar.12: 11 Mısır’a yaklaştıklarında karisi Saray'a, «Güzel bir kadın olduğunu biliyorum» dedi, Yar.12: 12 «Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‘Bu onun karisi’ diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar. Yar.12: 13 Lütfen, ‘Onun kız kardeşiyim’ de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.» Yar.12: 14 Avram Mısır’a girince, Mısırlılar karisinin çok güzel olduğunu fark kettiler. Yar.12: 15 Kadını gören firavunun adamları, güzelliğini firavuna övdüler. Kadın saraya alındı. Yar.12: 16 Onun hatırı için firavun Avram'a iyi davrandı. Avram davar, sığır, erkek ve dişi eşek, erkek ve kadın köle, deve sahibi oldu. Yar.12: 17 RAB Avram'in karisi Saray yüzünden firavunla ev halkının basına korkunç felaketler getirdi. Yar.12: 18 Firavun Avram'i çağırtarak, «Nedir bana bu yaptığın?» dedi, «Neden Saray’ın karin olduğunu söylemedin? Yar.12: 19 Niçin ‘Saray kız kardeşimdir’ diyerek onunla evlenmeme izin verdin? Al karini, git!» Yar.12: 20 Firavun Avram için adamlarına buyruk verdi. Böylece Avram'la karısını sahip olduğu her şeyle birlikte gönderdiler.&lt;br /&gt;Okuduğunuz ayetlerde İbrahim’in Mısır’a geçişi ve Firavun’la arasında geçen olay anlatılmaktadır. Bu olay Kur’an’da yazılmamıştır. Daha önce bahsettiğimiz gibi buna gerek de yoktur. Bu ayetleri okuduktan sonra İbrahim’in eylemci peygamber değil de; bir korkak, düzenbaz, karısını kız kardeşi gibi tanıtıp Firavun’a pazarlayan biri olduğunu anlamaktayız. Yahudi yazıcılar İbrahim’i kendileriyle karıştırıyorlar herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayın saçmalığı daha baştan kendini belli etmektedir. Filistin’de şiddetli bir kıtlık vardır, dolayısıyla İbrahim burada iyi para kazanamamaktadır. Ama çok kurnaz olan Yahudi yazıcılarının İbrahim’i o zamanların zengin ülkesi olan Mısır’a gitmeye karar verir. İlk entrikasını da orada çevirir. Karısının güzelliğinden faydalanarak Mısır Firavununun kendisini öldürmemesi için planını yapar ve karısına der ki; «Güzel bir kadın olduğunu biliyorum. Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‘Bu onun karisi’ diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar. Lütfen, ‘Onun kız kardeşiyim’ de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.» Karısı da bunu kabul eder. Mısır’a girdiklerinde Firavunun adamları İbrahim’in karısının çok güzel olduğunu fark ederler. Hemen Firavuna haber verirler. Firavun da İbrahim’in karısını beğenerek saraya alır ve İbrahim’in karısıyla evlenir. Bu sayede Firavun İbrahim’e iyi davranır ve ona mallar ve köleler verir. Böylece İbrahim yine köşeyi döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ortada bir sorun vardır. Daha sonra okuyacağımız ayetlerden anlaşılacağı üzere 135 yaşındaki İbrahim’in kısır olan karısı adetten de kesilmiştir ve 100 yaşlarındadır. 100 yaşında adetten kesilmiş bir kadını Firavun neden kendine karı olarak alsın. 100 yaşındaki kadında güzellik mi kalır. Üstelik kendisine bir oğlan çocuk bile doğuramayacaktır. İbrahim de nasıl bir peygamberdir ki 100 yaşındaki karısının Firavuna karı olmasına izin vermiştir. (Gerçi kendisinden sonra peygamberlik yapan ve İsrail oğullarına önderlik eden eski Mısır prensi Musa’ya verilen 10 emirden haberdar olsaydı, karısını zinaya zorlamazdı herhalde. Çünkü 10 emirden biri “zina etmeyeceksin”dir.) Hiçbir peygamberde tanık olmadığımız bu duruma Tevrat’ın İbrahim’inde tanık oluyoruz. Çünkü para kazanmak, mal mülk edinmek için her şey mubahtır zihniyetine sahip Yahudi yazıcıları yazmıştır bu ayetleri. Yahudi yazıcıları çok kurnaz ya, Firavun’da salağın teki. Neyse biz konumuza devam edelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl olduğu anlaşılmamakla birlikte Firavunun başına felaketler gelir ve Saray’ın İbrahim’in kız kardeşi olmadığını onun karısı olduğunu anlar. İbrahim’in ona attığı kazıktan dolayı onu cezalandırmaz ve tam tersini yaparak İbrahim’i mükâfatlandırır. Ona bir sürü hayvan ve köle vererek Mısır’dan gitmesini söyler. İbrahim de ellerini ovuşturarak karısını ve mallarını alarak oradan sıvışır. Tam bir Yahudi zihniyeti. Bu saçmalıkları burada noktalayıp diğerlerine geçelim.&lt;br /&gt;Bölüm 13 den itibaren Lut’la birlikte Mısır’dan ayrılıp İbranice Negeb olan Cenub’a çıktıkları ve İbrahim’in çok zengin olduğu vurgulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜM 13&lt;br /&gt;Yar.13: 1 Avram, karisi ve sahip olduğu her şeyle birlikte Mısır’dan ayrılıp Negev'e doğru gitti. Lut da onunla birlikteydi. Yar.13: 2 Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı. Yar.13: 3 Negev'den başlayıp bir yerden öbürüne göçerek Beytel'e kadar gitti. Beytel'le Ay Kenti arasında daha önce çadırını kurmuş olduğu yere vardı. Yar.13: 4 Önceden yapmış olduğu sunağın bulunduğu yere gidip orada RAB'be yakardı. Yar.13: 5 Avram'la birlikte göçen Lut'un da davarları, sığırları, çadırları vardı. Yar.13: 6 Malları öyle çoktu ki, toprak birlikte yasamalarına elvermedi; yan yana yasayamadılar. Yar.13: 7 Avram'ın çobanlarıyla Lut'un çobanları arasında kavga çıktı. -O günlerde Kenanlılar'la Perizliler de orada yasıyorlardı.- Yar.13: 8 Avram Lut'a, «Biz akrabayız» dedi, «Bu yüzden aramızda da çobanlarımız arasında da kavga çıkmasın. Yar.13: 9 Bütün topraklar senin önünde. Gel, ayrılalım. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim.» Yar.13: 10 Lut çevresine baktı. Seria Ovası’nın tümü RAB'bin bahçesi gibi, Soar'a doğru giderken Mısır toprakları gibiydi. Her yerde bol su vardı. RAB Sodom ve Gomora kentlerini yok etmeden önce ova böyleydi. Yar.13: 11 Lut kendine Seria Ovası’nın tümünü seçerek doğuya doğru göçtü. Birbirlerinden ayrıldılar. Yar.13: 12 Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodom'a yakın bir yere çadır kurdu. Yar.13: 13 Sodom halkı çok kötüydü. RAB'be karsı büyük günah isliyordu. Yar.13: 14 Lut Avram'dan ayrıldıktan sonra, RAB Avram'a, «Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak» dedi, Yar.13: 15 «Gördüğün bütün toprakları sonsuza dek sana ve soyuna vereceğim. Yar.13: 16 Soyunu toprağın tozu kadar çoğaltacağım. Öyle ki, biri çıkıp da toprağın tozunu sayabilirse, senin soyunu da sayabilecek. Yar.13: 17 Kalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş.» Yar.13: 18 Avram çadırını söktü, gidip Hevron'daki Mamre meşeliğine yerleşti. Orada RAB'be bir sunak yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarda anlatılan bu olayın ayrıntılarına Kur’an’da rastlamıyoruz. Fakat mallarının çoğalması ve çobanlarının kavga etmesinden dolayı ayrıldıkları da pek inandırıcı gelmiyor doğrusu. Konumuza devam edelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜM 14&lt;br /&gt;Yar.14: 1 Bu arada Sinar* Kralı Amrafel, Ellasar Kralı Aryok, Elam Kralı Kedorlaomer ve Goyim Kralı Tidal D Not 14:1 «Sınar», yani «Babil». Yar.14: 2 Sodom Kralı Bera'ya, Gomora Kralı Birsa'ya, Adma Kralı Sinav'a, Seveyim Kralı Semever'e ve Bala -Soar- Kralı’na karsı savaş açtı. Yar.14: 3 Bu son beş kral bugün Lut Gölü olan Siydim Vadisi'nde güçlerini birleştirmişti. Yar.14: 4 Bu krallar on iki yıl Kedorlaomer'in egemenliği altında yasamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı. Yar.14: 5-6 On dördüncü yıl Kedorlaomer'le onu destekleyen öbür krallar gelip Asterot-Karnayim'de Refalilar'i, Ham'da Zuzlular'i, Save-Kiryatayim'de Emliler'i, çöl kenarındaki El-Paran'a kadar uzanan dağlık Seir bölgesinde Horlular'i bozguna uğrattılar. Yar.14: 7 Oradan geri dönüp Eyn-Mispat'a -Kades'e- gittiler. Amalekliler'in bütün topraklarını alarak Haseson-Tamar'da yasayan Amorlular'i bozguna uğrattılar. Yar.14: 8-9 Bunun üzerine Sodom, Gomora, Adma, Seveyim, Bala -Soar- kralları yola çıktı. Bu beş kral dört krala -Elam Kralı Kedorlaomer, Goyim Kralı Tidal, Sinar Kralı Amrafel, Ellasar Kralı Aryok'a- karsı Siddim Vadisi'nde savaş düzenine girdiler. Yar.14: 10 Siddim Vadisi zift çukurlarıyla doluydu. Sodom ve Gomora kralları kaçarken adamlarından bazıları bu çukurlara düştü. Sağ kalanlarsa dağlara kaçtı. Yar.14: 11 Dört kral Sodom ve Gomora'nin bütün malini ve yiyeceğini alıp gitti. Yar.14: 12 Avram'in yeğeni Lut'la mallarını da götürdüler. Çünkü o da Sodom'da yasıyordu. Yar.14: 13 Oradan kaçıp kurtulan biri gelip İbrani Avram'a durumu bildirdi. Avram Eskol'la Aner'in kardeşi Amorlu Mamre'nin meşeliğinde yasıyordu. Bunların hepsi Avram'dan yanaydılar. Yar.14: 14 Avram yeğeni Lutrun tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına alarak dört kralı Dan'a kadar kovaladı. Yar.14: 15 Adamlarını gruplara ayırdı, gece saldırıp onları bozguna uğratarak Şam’ın kuzeyindeki Hova'ya kadar kovaladı. Yar.14: 16 Yağmalanan bütün mali, yeğeni Lut'la mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi. 14. Bölümün ilk ayetlerinden itibaren Ortadoğu’da gerçekleşen savaşlar ele alınır. Bu savaşlar birkaç Krallığın birleşerek aralarnda Lut’un da bulunduğu Sodom Gomora ve başka krallıkların müttefikliğine karşı yapılmıştır. Sodom ve Gomora Kralları bu savaşta yenilirler ve kaçarlar. Lut da galip gelen Kralların eline esir düşer. Lut’un mallarına da el koyarak onu götürürler. Ancak bu tutsaklıktan kaçan biri gelip durumu İbrahim’e bildirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce kendisini Mısır Kralına Saray’ın ağabeyi olarak tanıtıp canını kurtaran ve Firavunun karısıyla evlenmesine göz yuman Tevrat yazıcılarının korkak İbrahim’i birden bire kahraman bir savaşçıya dönüşür ve topu topu 318 adamıyla savaştan galip çıkan 4 Kralın peşine düşer ve onları Dan’a kadar kovalar. Üstelik bütün bunları 135 yaşındayken yapar. Yağmalanan bütün malları, yeğeni Lut’u kadınları ve tutsak olan halkı geri getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra gerçekleşen olayları Tevrat metinlerinden okumaya devam edelim: Yar.14: 17 Avram Kedorlaomer'le onu destekleyen kralları bozguna uğratıp dönünce, Sodom Kralı onu karşılamak için Kral Vadisi olan Save Vadisi'ne gitti. Yar.14: 18 Yüce Tanrı’nın kâhini* olan Salem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi. Yar.14: 19 Avram'i kutsayarak söyle dedi: «Yeri göğü yaratan yüce Tanrı Avram'i kutsasın, Yar.14: 20 Düşmanlarını onun eline teslim eden yüce Tanrı’ya övgüler olsun.» Bunun üzerine Avram her şeyin ondalığını Melkisedek'e verdi. Yar.14: 21 Sodom Kralı Avram'a, «Adamlarımı bana ver, mallar sana kalsın» dedi. Yar.14: 22-23 Avram Sodom Kralı’na, «Yeri göğü yaratan yüce Tanrı RAB'bin önünde sana ait hiçbir şey, bir iplik, bir çarık bağı bile almayacağıma ant içerim» diye karşılık verdi, «Öyle ki, ‘Avram'i zengin ettim’ demeyesin. Yar.14: 24 Yalnız, adamlarımın yedikleri bunun dışında. Bir de beni destekleyen Aner, Eskol ve Mamre paylarına düşeni alsınlar.»&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce karısını kız kardeşi olarak tanıtıp Firavun’u kandıran ve 100 yaşındaki karısıyla evlenmesine izin veren, bu olayın açığa çıkmasıyla cezalandırılacağına mallarla ödüllendirilmesine ses çıkarmayıp saraydan ayrılan İbrahim. Sodom Kralının ona vermeyi önerdiği malları reddetmesi ilgi çekicidir. Tavrı da gerçekten kahramancadır. , «Yeri göğü yaratan yüce Tanrı RAB'bin önünde sana ait hiçbir şey, bir iplik, bir çarık bağı bile almayacağıma ant içerim Öyle ki, ‘Avram'ı zengin ettim’ demeyesin. Tevrat yazıcılarının İbrahim’i iki ayrı kişilik olarak çıkıyor karşımıza. Tabi Tevrat yazıcılarının hayali Tanrı’sı olup biteni görmektedir. Tevrat metinlerini okumaya devam edeceğiz, ancak Kur’an’dan bir ayet okuyalım önce:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;258- Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: "Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür." dediği zaman: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!" deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.&lt;br /&gt;Kur’an / Bakara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayette İbrahim’in bir Kralla tartıştığına tanık oluyoruz ancak bu Kralın kim olduğu ve neden İbrahim ile tartışmaya girdiği açıklanmamıştır. Kur’an’da başka surelerdeki ayetler bir araya getirilince bu Kral’ın o zamanlar çok güçlü ve kudretli biri olduğu ve bu gücünün onu kibirlendirerek kendini Tanrı gibi görmesine neden olduğunu anlamaktayız. İbrahim’in göksel bir tanrıdan söz etmesi bu Kralı kızdırmıştır ve onu ibret olsun diye ateşte yakarak öldürmeye kalktığına tanık oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;67- "Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"&lt;br /&gt;68- Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.&lt;br /&gt;69- Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.&lt;br /&gt;70- Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.&lt;br /&gt;Kur’an / Enbiya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;97- Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.&lt;br /&gt;98- Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.&lt;br /&gt;99- Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."&lt;br /&gt;Kur’an/Saffat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Kral’ ın Babil Kralı Nemrut olduğu sanılmaktadır. Ancak bu kesin değildir. Bizce önemli olan daha doğrusu konumuzla bağlantılı olan şey; eğer İbrahim’le tartışmaya giren Kral Nemrut ise çok zalim biri olduğu açıktır. Oysa Tevrat metinlerinde Nemrut’un çok daha farklı daha doğrusu tam zıttı olduğu görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜM 10&lt;br /&gt;Yar.10: 6 Ham'in oğulları: Kûs, Misrayim, Pût, Kenan. Yar.10: 7 Kûs'un oğulları: Seva, Havila, Savta, Raama, Savteka.Raama'nin oğulları: Seva, Dedan. Yar.10: 8 Kûs'un Nemrut adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı. Yar.10: 9 RAB'bin önünde yiğit bir avcıydı. «RAB'bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı» sözü buradan gelir. Yar.10: 10 İlkin Sinar topraklarında, Babil, Erek, Akat, Kalne kentlerinde krallık yaptı. Yar.10: 11-12 Sonra Asur'a giderek Ninova, Rehovot-Ir, Kalah kentlerini ve Ninova'yla önemli bir kent olan Kalah arasında Resen'i kurdu.&lt;br /&gt;Tevrat / Yaratılış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle şunu belirtmeliyiz, Tevrat’ta geçen Nemrut ile İbrahim’le tartıştığı zannedilen Nemrut aynı kişi midir bilinmez ama şu da bir gerçektir ki; Tevrat’ta sıralanan kronolojiye göre İbrahim’in çağdaşı olduğu sanılmaktadır. Eğer böyle ise Nemrut Tevrat yazıcılarına göre yiğit bir avcı İslam âlimlerine göre ise asık suratlı acımasız kişi. Yani Yahudilere göre «RAB'bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı» yani onurlu bir Kraldır Nemrut. Müslüman âlimlerin gözünde ise “ Nemrut suratlı” ifadesiyle anılan zalim bir Kraldır. Biz bu tartışmanın içine girmiyoruz Çünkü Kur’an bu konu hakkında kesin bir bilgi vermemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kaldığımız yerden yani Yahudi yazıcılarının Tanrı’sı ile yine Yahudi yazıcılarının İbrahim’i arasında geçen diyaloğa bir göz atalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜM 15&lt;br /&gt;Yar 15:1 Bundan sonra RAB bir görümde Avram'a, «Korkma, Avram» diye seslendi, «Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak.» Yar 15:2 Avram, «Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin?» dedi, «Çocuk sahibi olamadım. Evim Samli Eliezer'e kalacak. Yar.15: 3 Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.» Yar.15: 4 RAB yine seslendi: «O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.» Yar.15: 5 Sonra Avram'i dışarı çıkararak, «Göklere bak» dedi, «Yıldızları sayabilir misin? İste, soyun o kadar çok olacak.» Yar.15: 6 Avram RAB'be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı. Yar.15: 7 Tanrı Avram'a, «Bu toprakları sana miras olarak vermek için Kildaniler'in* Ur Kenti'nden seni çıkaran RAB benim» dedi. Yar.15: 8 Avram, «Ey Egemen RAB, bu toprakları miras alacağımı nasıl bileceğim?» diye sordu. Yar.15: 9 RAB, «Bana bir düve, bir keçi, bir de koç getir» dedi, «Hepsi üçer yasında olsun. Bir de kumruyla güvercin yavrusu getir.» Yar.15: 10 Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karsı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi. Yar.15: 11 Leşlerin üzerine konan yırtıcı kuşları kovdu. Yar.15: 12 Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü. Yar.15: 13 RAB Avram'a söyle dedi: «Sunu iyi bil ki, senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yasayacak. Dört yüz yıl kölelik edip baskı görecek. Yar.15: 14 Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığıyla çıkacak. Yar.15: 15 Sen de esenlik içinde atalarına kavuşacaksın. İleri yasta ölüp gömüleceksin. Yar.15: 16 Soyunun dördüncü kuşağı buraya geri dönecek. Çünkü Amorlular'in yaptığı kötülükler henüz doruğa varmadı.» Yar.15: 17 Güneş batıp karanlık çökünce, dumanlı bir mangalla alevli bir meşale göründü ve kesilen hayvan parçalarının arasından geçti. Yar.15: 18-21 O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona söyle dedi: «Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları -Ken, Keniz, Kadmon, Hitit*, Periz, Refa, Amor, Kenan, Girgas ve Yevus topraklarını- senin soyuna vereceğim.»&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tevrat’ın bu bölümü tamamen Yahudi yazıcılar tarafından yazılmıştır. Kesinlikle Allah’ın indirdiği ayetler değildir. Üstelik bu yazılanlar sadece tahrifat amaçlı değil siyasi ve ideolojik amaçlıdır. Konumuz bu olayın siyasi tarafını ele almak olmadığı için diğer serilerimizde bilgi vermeye çalışacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört Kralı kovalayıp Lut’u ve Sodom Halkını ve onların mallarını kurtaran İbrahim Sodom Kralının teklif ettiği malları bile reddederek kendisinin ne kadar güçlü ve kudretli olduğunu göstermişti daha önce okuduğumuz metinlerde. Az önce okuduğumuz ayetlerde ise gene yalnız kalmış ve korkan, Tanrı tarafından da korkma diye teselli edilen İbrahim Tanrı ile neredeyse hesap sorar gibi konuşmaktadır. , «Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin? Çocuk sahibi olamadım. Evim Samli Eliezer'e kalacak. Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.» Tanrı da ona cevap verir. «O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.» 318 uşağa sahip olan ve onlarla birlikte büyük bir zafer kazanan İbrahim evinin mirasçısı bir çocuğa dahi sahip olamamaktan yakınmaktadır. Tek uşağının ( daha önceki 317 uşağa ne olmuşsa) mirasçı olmasına da gönlü elvermez. Daha sonra Tanrı gökteki yıldızları göstererek soyunu o kadar çok yapacağını gösterir ve bunun üzerine İbrahim Tanrıya iman eder. Bundan sonra anlatılanlarla 18. ayetten 21. ayetlere kadar olan kısımda yazılanlarla bir bağ kuramadık, ama bunların kesinlikle siyasi amaçla Tevrat’a sokulan insan sözleri olduğunu biliyoruz. Bunu da zamanı gelince kanıtlayacağız. Konumuza devam edelim. 9. ayetten 17. ayete kadar olan kısmın benzerine Kur’an’da da rastlıyoruz ayeti okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;260- Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."&lt;br /&gt;Kur’an / Bakara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu ayetlerde İbrahim’in soyuna vaat edilenlerden sonra iman etmiş olması belirtilmez. İbrahim’in böyle bir istekte bulunması ve Allah’ın da İbrahim’e bunu kanıtlaması tamamen metafizik bir olaydır. Bakara suresinin bu ayetinden bir önceki ayetten bunu anlıyoruz.&lt;br /&gt;Şimdiye kadar yazdıklarımız açıkça göstermektedir ki, Kur’an’da anlatılan İbrahim ile daha önce inen kitaplarda anlatılan İbrahim arasında taban tabana zıtlık vardır. Tabi ki doğru olan Kur’an’da anlatılan İbrahim’dir. Zaten Kur’an önce inen kitaplardaki tahrifatı gözler önüne sermek için de inmiş son kutsal kitaptır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı yazar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hüseyin DAMARLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5254526570943924571-840037015140737448?l=damarl.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://damarl.blogspot.com/feeds/840037015140737448/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5254526570943924571&amp;postID=840037015140737448' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/840037015140737448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/840037015140737448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://damarl.blogspot.com/2009/01/kutsal-kitaplardaki-iki-farkl-ibrahim.html' title='Kutsal kitaplardaki iki farklı İbrahim.'/><author><name>Ahmet Hüseyin DAMARLI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10386909834815109891</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_Co9y2BFKUGk/STZL50d7aGI/AAAAAAAAAAM/IIjDHhAxysk/S220/48286_1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5254526570943924571.post-4744821139020977316</id><published>2009-01-02T18:33:00.000-08:00</published><updated>2009-01-02T18:43:37.453-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atatürk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oğuz Destanı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Hüseyin Damarlı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Oğuz Kağan'/><title type='text'>Türkler seçilmiş bir ulustur. Ne mutlu Türk'üm diyene!</title><content type='html'>Anadolu yarımadası neden bu kadar önemlidir ve bütün Dünyanın gözü niçin bu topraklardadır? Bu soruya cevap bulmak için derin bir araştırma yapmak gerekmektedir. Ben de uzun bir süre bu konuda araştırma yaptım. Yaptığım araştırmada şu sonuca vardım. Bu topraklar kutsal topraklardır. Bu topraklarda yaşayan Türkler de seçilmiş bir ulustur. Araştırmamın kısa bir bölümünü herkesle paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;Adem ve Havva’nın Dünya üzerinde yerleştirildikleri yer, şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altındaki Doğu Anadolu bölgesidir. Yani Türklerin Anadolu’ya yerleştikleri ilk yer olan bölge. Yerleşim alanları tüm yarımadayı kaplamıştır. Adem ve Havva'nın yeryüzüne yerleştirildikleri yerle ilgili bu gerçek, ilk Kutsal Kitap olan Tevrat ayetinde de yazmaktadır.&lt;br /&gt;BAP 2&lt;br /&gt;14 - Ve üçüncü ırmağın adı Dicledir; Asurun önünden akan odur. Ve dördüncü ırmak Fırattır.&lt;br /&gt;Tevrat/Tekvin&lt;br /&gt;Nuh Peygamber’in gemisi Tevrat’a göre Ağrı (Ararat) Dağı’na oturmuş, Kur’an’a göre de Cudi Dağı’na oturmuştur. Sonuçta ikisi de Anadolu’dadır.Allah tarafından gönderilen Peygamberlerin bazılarının yaşadıkları bölgelere de bir göz atalım:İbrahim ve Lut Peygamberin ilk yaşadıkları yer Şanlıurfa’nın ilçesi Harran’dır. Bilindiği gibi Hz. Eyüp de Şanlıurfa’da yaşamıştır. Hz. Süleyman’ın Krallık ettiği İsrail Devletinin sınırlarının da Diyarbakır’a kadar dayandığı bilinmektedir.Hz. İsa’nın havarilerinin İsrail topraklarından çıktıktan sonra yöneldikleri yer Anadolu’dur ve ilk kiliseyi Antakya (Hatay) iline yapmışlardır. Zalim Kral’dan kaçan ve 7 uyuyanlar adlı efsaneye kahraman olan havarilerin kaldıkları mağara Tarsus’tadır. Havarilerin güzergahı, Konya, Ege ve Selanik olarak devam etmiştir. İncil’in vahiy bölümünde konu edilen 7 kilise de Anadolu’dadır.Bütün bunlar bize gösteriyor ki Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altındaki Anadolu toprakları, kutsal topraklardır. Bu topraklarda yaşayan Türkler de seçilmiş bir toplumdur. Çünkü aşağıdaki ayetlerde vurgulanmak istenen topluluk Türklerdir. Kur’an’da geçen şu ayetleri gözden geçirelim:&lt;br /&gt;54 - Ey inananlar, sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki (O) onları sever, onlar da O’nu severler. Mü’minlere karşı alçakgönüllü, kafirlere karşı güçlü ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allah(ın lutfu) geniştir, (O), bilendir.&lt;br /&gt;Kur’an/ Maide&lt;br /&gt;19 - Allah’ın, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yarattığını görmediler mi? Dilerse sizi götürür ve yepyeni bir halk getirir.&lt;br /&gt;Kur’an/İbrahim&lt;br /&gt;16 - Dilese sizi götürür ve yeni bir halk getirir.&lt;br /&gt;Kur’an/Fatır&lt;br /&gt;38 - İşte sizler Allah yolunda harcamaya çağırılıyorsunuz; ama içinizden kimi cimrilik ediyor. Cimrilik eden, kendi nefsine karşı cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz yoksulsunuz. Eğer yüz çevirecek olursanız, Allah yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar.&lt;br /&gt;Kur’an/Muhammed&lt;br /&gt;Okuduğumuz ayetlerde bir toplumdan, bir halktan söz edilmektedir. Bu Allah tarafından seçilmiş bir millettir. Az önceki iddiamı kanıtlayabilmek için biraz daha araştırma yaparak bu topluluğun hangi topluluk olduğunu ispat etmeye çalışacağım.Kur’an’daki şu ayetleri de dikkatle okuyalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;83 Sana Zu’l-Karneyn’den soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.”84 “Biz onu yeryüzünde güçlü kıldık ve ona her şeyden bir sebep (ulaşmak istediği her şeye ulaşmanın yolunu, aracını) verdik.85 O da bir yola girdi.,86 Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: “Ey Zu’l-Karneyn, (onlara) ya azabedersin, veya kendilerine güzel davranırsın.”87 dedi: “Kim haksızlık ederse ona azabedeceğiz, sonra o, Rabbine döndürülecektir. O da ona görülmemiş bir azabedecektir.”88 “Fakat inanıp iyi iş yapan kimseye de en güzel mükafat vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleyeceğiz (yapılması kolay işleri emredeceğiz).89 Sonra yine bir yola girdi.90 Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, güneşe karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğar buldu.91 İşte (Zu’l-Karneyn) böyle (idi). Onun yanında daha nice bilgi ve yetki bulunduğunu biliyorduk.92 Sonra yine bir yola girdi.93 Nihayet iki sed arasına ulaşınca onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu.94 Dediler ki: “Ey Zu’l-Karneyn, Ye’cuc ve Me’cuc, bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?”95 dedi ki: “Rabbimin beni içinde bulundurduğu imkanlar daha iyidir. Siz bana (insan) güc(ü) ile yardım edin de sizinle onlar arasına sağlam bir engel yapayım.”96 “Bana demir kütleleri getirin.” İki dağın arasını aynı düzeye getirince “Üfleyin!” dedi. Nihayet o (demir kütleleri)ni bir ateş haline sokunca: “Getirin bana, üzerine erimiş bakır dökeyim” dedi.97 Artık (Ye’cuc Me’cuc) onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.98 (Zu’l-Karneyn) dedi: “Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin va’di geldiği zaman onu yerle bir eder; Şüphesiz Rabbimin va’di gerçektir.99 Biz (va’dimizin geldiği) gün (Ye’cuc Me’cuc)u bırakmışızdır, birbiri içinde dalgalanmaktadırlar. Sur’a da üflenmiştir ve onları hep bir araya toplamışızdır.&lt;br /&gt;Kur’an/Kehf&lt;br /&gt;Zülkarneyn’in girdiği üçüncü yolda anlatılmak istenenin ne olduğunu biraz araştıralım ve Türk mitolojisine bir göz atalım:&lt;br /&gt;“ Hunlar, Kafkas Dağları’nda bulunan geçit kapının üzerinde oturuyorlardı. Büyük İskender, Hunlar güneye inmesinler diye, ordusunu alarak Doğu Anadolu’ya gelir, Ağrı Dağı’nı aşar. Dağın ardında dağlarla çevrili büyük bir ova vardır. İskender hayret eder, oradakiler bu dağlara hiçbir insanoğlunun çıkamadığını söylerler, dağların ardında Nuh Peygamber’in oğlu Yasef’in soyu yaşamaktadır. Bunun üzerine İskender, bu kavimlerin geçmemesi için dev bir kapı yapılmasını emreder. Üç bin demirci, üç bin bakır ustası toplanır ve kapıyı yaparlar. Kapı Daryal geçidine konur. Ama İskender bir gün bu kapının da yetersiz kalacağını bilmektedir ve kapıya bir kitabe koydurur; “Bir gün gelecek ki Hunlar bu kapıyı aşıp İran ve Roma ülkelerini ele geçireceklerdir. 927 yıl sonra oturdukları yerden çıkıp yeryüzüne yayılacaklardır. Dünya daha önce olduğu gibi, onların atlarının ayakları altında titreyecektir. Kapının yapılışından 950 yıl sonra, Hun Kralı buradan geçecek ve Tanrı’nın emri ile bütün dünyayı kontrol altına alacaktır.&lt;br /&gt;”Bütün bunların ne anlama geldiğini araştıralım:&lt;br /&gt;Kur’an’da sözü edilen topluluk ile mitolojide sözü edilen topluluk Türklerdir. Bunun için Türklerin ve Türkiye’nin tam bağımsızlığa ve özgürlüğe kavuşması lazımdır. Esir bir ulus başkalarını esaretten kurtaramaz. Bunu zamanı geldiğinde Türkler kanıtlamışlardır. Son örnek de Atatürk’tür. Konumuza bu sefer bir destanla devam etmek istiyorum. Türklerin bağımsızlığa ve özgürlüğe ne kadar önem verdiklerini açıklaması bakımından bu destan çok önemlidir. Bu destanın adı Ergenekon destanıdır.&lt;br /&gt;“Sürülerini sürüp dağlara doğru ilerleyen Kıyan ve Nüküz aileleri, dar bir yol bulup dağları aştılar. Vardıkları yere, geldiklerinden başka yol yoktu. O yol ise, bir devenin, bir keçinin bile çok zor yürüdüğü tehlikeli bir geçitti. İnsanın ayağı biraz kayacak olsa, yanlış bir adım atsa, uçuruma düşer, parça parça olurdu. Bu yolu aşıp ulaştıkları yer cennet kadar güzeldi. Gürül gürül akan sular, gür ormanları, atların beline gelen otları, çayırları, türlü av hayvanları vardı. Bu güzel yere Ergenekon (Ergene Kon) adını verdiler. (“Ergene” dağ kemeri,”Kon” ise sarp, dik anlamına geliyordu.) Ergenekon’da Kıyan ve Nüküz’ün birçok çocukları oldu. Kıyan’ın (Büyük bir olasılıkla Kayı) Çocukları daha çoktu. Onun çocuklarına Kıyat (Kıyan’ın çoğulu), Nüküz’ün çocuklarının nicesine (Nüküzler), bir nicesine de (Dürlügünler) dediler. Kıyan (dağdan hızla inen sel) anlamına geliyordu.Kıyan ve Nüküz’ün soyları burada çoğaldı. Her aile (uruk) adıyla bir oymak oldu.Kıyan ve Nüküz’ün soyundan gelenler Ergenekon’da tam 400 yıl kaldılar. Artık buraya sığmaz olmuşlardı. İleri gelenler aralarında toplanıp şöyle konuştular. “ Atalarımızdan duyardık, Ergenekon dışında, geniş ve güzel bir ülke varmış. Bizim uruğumuz orada otururmuş, düşman boyları atalarımızı kırmışlar, yurdumuzu almışlar. Artık çoğaldık, korkumuz yok. Bir yol bulup buradan çıkalım.” Ergenekon’dan çıkmaya ve bir çıkış yolu aramaya başladılar. Ama yol bulunmuyordu. Bir gün bir demirci gelip şöyle dedi: “ Ben geçit verecek bir yer gördüm, ama orada demir madeni var, bu demirin bir kat olduğunu sanıyorum. Onu eritirsek yol açılacaktır.” Demircinin fikrini beğendiler. Buyruklar çıkarıp herkesin odun kömür getirmesini istediler. Sonra, demir dağın uygun yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü, sağını solunu odun kömür ile doldurdular. Yetmiş deriden körük yapıp yetmiş yere kurdular. Ateş yakıp körüklediler. Tanrı’nın gücüyle demir eridi ve yüklü bir deve geçecek kadar yol açıldı. O ayı, o günü, o saati belleyip dışarı çıktılar.” O gün bayram sayıldı. Göktürkler bu bayramı her yıl kutlar oldular.&lt;br /&gt;Ergenekon destanında belirtildiği gibi bu ulusu zapt edecek hiçbir güç yoktur. Çünkü seçilmiş topluluk Türklerdir. Bu topluluk asla esaret altında yaşayamaz. İslam kaynaklarına göre Büyük İskender; “İskenderi Zülkarneyn”dir. Yani Zülkarneyn Araplar tarafından Büyük İskender olarak bilinir. Türklerin nasıl bir ulus olduğunu daha eski metinleri inceleyerek araştırmamıza devam edelim:&lt;br /&gt;“Oğuz Kağan bir yerde Tanrı’ya yalvarırken,birden karanlık bastı, bir ışık düştü gökten!Öyle bir ışık indi, parlaktı Ay’dan ve Güneş’ten!Oğuz Kağan yürüdü ışığın yakınına,ortasında bir kızın oturduğunu gördü! Bir ben vardı başında, ateş gibi ışığı, çok güzel bir kızdı bu, sanki Kutup Yıldızı!... Oğuz kızı görünce, aklı gitti beyninden,kıza vuruldu birden, sevdi kızı gönülden,kızla gerdeğe girdi, aldı dileğinden...”&lt;br /&gt;Oğuz Destanı: 35 – 41&lt;br /&gt;Oğuz destanından anlaşılacağı gibi Oğuz soyu da Hz.İbrahim’in ikinci oğlu Hz. İshak’ın ve soyu gibi mucizevi bir şekilde oluşmuştur. Hz. İbrahim’in soyu Nuh’un oğullarından Sam’a dayanmaktadır. Bu ırka Sami ırkı denir. Oğuz soyu ise Nuh Peygamberin son oğlu Yasef’e dayanmaktadır. Açıkça anlaşılacağı gibi bu yeni topluluk Türk’lerdir.&lt;br /&gt;Ne Mutlu Türk'üm diyene!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı yazar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hüseyin DAMARLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5254526570943924571-4744821139020977316?l=damarl.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://damarl.blogspot.com/feeds/4744821139020977316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5254526570943924571&amp;postID=4744821139020977316' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/4744821139020977316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5254526570943924571/posts/default/4744821139020977316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://damarl.blogspot.com/2009/01/trkler-seilmi-bir-ulustur-ne-mutlu-trkm.html' title='Türkler seçilmiş bir ulustur. Ne mutlu Türk&apos;üm diyene!'/><author><name>Ahmet Hüseyin DAMARLI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10386909834815109891</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://3.bp.blogspot.com/_Co9y2BFKUGk/STZL50d7aGI/AAAAAAAAAAM/IIjDHhAxysk/S220/48286_1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
